200 Soru 200 Cevap   

 

5510 sayılı Kanunda Kurumun aktüeryal dengesini olumlu yönde etkileyecek olan kayıt dışı çalışma ve kayıt dışı bildirime ilişkin önemli düzenlemeler bulunmaktadır.

Şöyle ki;

Aktif-pasif dengesinin sağlanmasına yönelik olarak; sigortalıların prime esas kazançlarının büyük bir kısmı prim kesintisine tabi kılınmıştır. Prime tabi tutulmayan kazançlar tek tek sayılmış ve sınırlandırılmıştır. Sigortalılığın kapsamı genişletilmiş, sigortalı sayılmayanların kapsamı daraltılmıştır. Böylelikle prim ödeyecek sigortalıların sayısı fazlalaştırılmıştır.

Kamu idareleri ile bankalara, Kurumca sağlanacak elektronik altyapıdan yararlanmak suretiyle, Kurumca belirlenecek işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol ederek, sigortasız olduğunu tespit ettiği kişileri, Kuruma bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen kamu idareleri ile bankalara da, sigortalı başına aylık asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanacağına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Yine Kanunun  4/a veya 4/c ya da 5 inci maddesi kapsamında sigortalı olup da  sigortalılığı sona erenlerin durumlarının işverenleri tarafından, 4/b kapsamınsa sigortalı olup da sigortalılığı sona erenlerin durumlarının ise, kendileri ve faaliyetin sona erme halinin bildirildiği kuruluşlar veya vergi daireleri tarafından, en geç on gün içinde Kuruma bildirme zorunluluğu getirilmiştir.

Bankalara, döner sermayeli kuruluşlara, gerçek ve tüzel kişilere, kamu kurumlarına, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlara kişilerin sosyal güvenliğinin sağlanması amacıyla Kuruma bilgi ve belge verme yükümlülüğü getirilmiştir. Bilgi ve belgeleri yapılacak protokolde belirtilen sürede; mücbir sebep olmaksızın vermeyenlere haklarında, Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi gereğince aylık asgari ücretin beş katı tutarında, bilgi ve belgelerini geç verenlere ise, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanması  öngörülmüştür.

 

Kayıtdışılıkla mücadele ve Sosyal Güvenlik Kurumunun prim tahsilat kapasitesinin güçlendirilmesi kapsamında, sigortalıların kazançlarının gerçeğin altında bildirilmesini önlemeye yönelik, gelir vergisi ve sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primlerinin doğrudan tahsiline olanak sağlayacak aktif sigortalı ücretlerinin bankalar aracılığıyla ödenebilmesi için Borçlar Kanunu, İş Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun bazı maddelerinde değişiklik yapılarak, belirli sayıdaki  işçiye, hizmet erbabına, gazeteciye, gemi adamına ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkak ödemelerini bankalar aracılığıyla yapma zorunluluğu getirmiş ve buna uymayan işveren veya işveren vekili yada üçüncü kişiye idari para cezasına ilişkin yaptırımlar düzenlenmiştir.

4/a kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin 5510 sayılı Kanunun 80.maddesinin  birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarının  Hazinece karşılanacağı, işveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Kurumumuza vermeleri gerektiği,ancak yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenlerin ise bir yıl süreyle sağlanan destek unsurlarından yararlanamayacağı hususu düzenlenerek ilk kez destekten yararlanma durumu kayıt dışılığın olmamasına bağlanmıştır.

Öte yandan yine 4857 sayılı Kanunda yapılan değişiklik yapılarak  özürlü sigortalıyı çalıştıran işverenlere teşvik getirilmiştir.Yine yapılan düzenleme ile genç işsizlerin ve kadınların çalışmasını sağlamak amacıyla teşvik getirilerek kadın ve gençler için yeni iş imkanları açılmış ve kayıt dışı kayıt altına alınmaya çalışılmıştır. 

Kurumca belirlenen yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinde uygulanan idari para cezalarının miktarları artırılmış, ayrıca, yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmemesini denetleyen Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarına görevlerinin yerine getirilmesinde engel veya zorluk çıkaranlara, 5510 sayılı Kanunla getirilen  yükümlülüklerin yerine getirilmemesi dışında ayrıca idari para cezası uygulanması ile Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesine göre hapisle cezalandırılmaları konusunda düzenleme yapılmıştır.

Yapılan bu düzenlemelerle Kuruma bilgi akışı sağlanması, sigortalılık kapsamının genişletilmesi  ve kayıtdışı istihdamın engellemesi amaçlanarak Kurumun aktif-pasif dengesini sağlamaya yönelik önlemler alınmıştır.

Diğer taraftan kanun sigortalıların daha uzun süre sistemde kalmalarını teşvik etmekte ve prim matrahlarını genişletmesi itibariyle, gelir ve aylıkların azalması gibi bir sonuç da ortaya çıkarmamaktadır.



 

Denetim elemanı sayısı artırılarak, etkin ve yaygın denetim uygulanmasına başlanmıştır.

Sağlık Bakanlığından portör muayene listeleri alınarak düzenli olarak sigortalılık kontrolleri yapılmaya başlanmıştır.

İçişleri Bakanlığından Kimlik Bildirimi Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ekindeki işyeri ve çalışanlara ait formlar alınarak sigortalılık kontrolleri yapılmaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığından muhtasar beyanname ve işyerlerine ilişkin bilgiler alınmaya başlanmıştır.

ALO 170 İhbar Hattı kurularak, kayıt dışı istihdam konusunda gelen ihbar ve şikayetlerin anında değerlendirilmesi uygulaması başlanılmıştır.



 

5510 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin uygulamasına ilişkin çıkarılmış olan Tebliğ'e göre sigortalılık kontrolü kapsamında bankalar ve kamu idarelerinden sadece işlem yapılan kişilerin "kimlik ve meslek bilgileri" istenecek ve bu bilgilere istinaden sigortalılık kontrolü yapılacaktır. Bunun dışında özel bilgileri içerecek herhangi bir bilginin istenmesi söz konusu olmayacaktır.

Örneğin; bir kişinin bankadan kredi alması durumunda, sadece bu kişinin "kimlik ve mesleki bilgileri" alınacak, bunun dışında "kredi miktarı", "neden kredi aldığı" ve " bu kredinin nerede kullanılacağı" hususları ile ilgili bilgi alınmasına ilişkin Tebliğ'de herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Kanunun 100 üncü maddesi kapsamında çıkarılan Tebliğ'de ise "sosyal güvenliğin sağlanması" ve "Kurum borçlarının takibi" konusunda Kurumca bankalar ve diğer kurum ve kuruluşlardan sadece Kurum işlemlerinin takibine yönelik olarak yapılacak olan protokoller çerçevesinde bilgi ve belge alınarak, güvenli ortamda sorgulama yapılmak suretiyle bilgilerin Kurumun yetkili personelince kullanılması sağlanacaktır.

Her iki Tebliğ'e istinaden de özel hayatın gizliliğini ihlal edecek herhangi bir hüküm bulunmamakta ve uygulamada da aksine bir işlem yapılamayacaktır.



 

Mülga kanunların uygulamasında malullük sigortasından aylığa hak kazanma koşulu; SSK'lılar için 1800 gün veya 5 yıldan beri sigortalı olup en az 900 gün, Bağ-Kur'lular için 5 tam yıl hizmet, kamu görevlileri açısından ise 10 tam yıl hizmet süresinin bulunmasını gerektirmektedir.

5510 sayılı Kanunda malullük sigortasından aylığa hak kazanma koşulu, en az 10 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 1800 gün, sigortalının başkasının bakımına muhtaç olması halinde ise belli bir sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün prim ödeme şartına bağlanmıştır.

Mülga kanunların uygulamasında ölüm sigortasından aylığa hak kazanma koşulu; SSK'lılar için 5 yıldan beri sigortalı olup en az 900 gün, Bağ-Kur'lular için 5 tam yıl hizmet, kamu görevlileri açısından ise 10 tam yıl hizmet süresinin bulunmasını gerektirmektedir.

Yeni düzenleme ile ölüm sigortasından aylığa hak kazanma koşulu, en az 1800 gün prim ödeme şartına bağlanmış ancak  4/a sigortalıları için; borçlanma süreleri hariç, 5 yıl sigortalılık  süresi ile toplam 900 gün prim ödeme gün sayısı olarak düzenlenmiştir.



 

Mevcut uygulamada SSK ve Bağ-Kur'luların emekli aylıklarının hesabında, hizmet sürelerinden, ilk 10 yılın her yılı için % 3,5, sonraki 15 yılın her yılı için % 2, daha sonraki her yıl için % 1,5 olarak belirlenen aylık bağlama oranı uygulanmaktadır.

Bu durumda, 25 yıl çalışan bir sigortalıya ortalama yıllık kazancının % 65'i oranında aylık bağlanmaktadır. Yani,  her yılı için uygulanan aylık bağlama oranı ortalama  % 2,6'dır.

Yeni düzenlemeyle aylık bağlama oranı her yıl için % 2 olarak sabitlendiğinden, 25 yıl çalışan sigortalıların aylık bağlama oranında her yıl için ortalama 0,6 puan bir azalma görülmekte ise de, aylığın hesabında dikkate alınan prime esas kazanç matrahları yükseltildiğinden, aylık miktarlarında herhangi bir düşme olmamaktadır.

Diğer taraftan, eski sistemde 25 yıldan fazla süreler % 1,5 oranında değerlendirilirken, yeni sistemde % 2 olarak dikkate alınacağından, sistemde kalınan süre uzadıkça her yılın bağlanacak aylıklara etkisi daha fazla olacak ve daha yüksek tutarda aylık bağlanacaktır.

Ayrıca, geçiş döneminde Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen sürelere ilişkin kısmi aylık hesaplanırken, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim ödeme gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Kanunun yürürlük tarihinden önceki prim ödeme gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için % 3 oranı esas alınacaktır.



 

5510 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca, ilk defa 1/10/2008 tarihinden sonra işe başlayacak sigortalılar ile hak sahiplerine bağlanacak aylıklar, çalışma sürelerindeki asgari kazançlar dikkate alınarak güncellenmiş prime esas  kazançlarının ortalamasının % 35'inden, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa % 40'ından az olamayacaktır.

Söz konusu düzenleme, 25/8/1999 tarihli 4447 sayılı Kanunla getirilen bir düzenleme olup, 5510 sayılı Kanunla yeni getirilen bir düzenleme değildir. Bu düzenleme ile ilk defa 1/1/2000 tarihinden sonra işe başlayan sigortalılara bağlanacak aylıkların, prime esas asgari kazancın aylık tutarının %35'inden az olamayacağı öngörülmüştür.

5510 sayılı Kanunla buna paralel olarak düzenleme korunmuş, ayrıca sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eş veya çocuğunun bulunması halinde ise alt sınır  asgari kazancın %40'ına çıkarılmıştır.

Bu düzenleme bütün sigortalılara bu oranlar üzerinden aylık bağlanacağı anlamına gelmeyip, özellikle  özel şartlara göre aylık bağlananlara düşük sakatlık oranlarında bağlanan yaşlılık aylığında prim ödeme gün sayıları düşük olduğundan sigortalılık süresinde aylık miktarını etkileyen diğer parametrelerinde düşük kalması halinde alt sınır kontrolü ile  bunlara belli bir seviyenin altında aylık bağlanmaması amaçlanmıştır.

506 sayılı Kanunda sigortalının çalıştığı ilk yılları için yüksek aylık bağlama oranları söz konusu iken 25 yıllık çalışmadan sonraki her 360 gün için aylık bağlama oranları ilave olarak %1,5 artırılmaktadır. Bu da sigortalıların sistemden çabuk çıkmalarına ve bir an evvel emekli olmalarını teşvik etmektedir. Oysa 5510 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sigortalının çalıştığı her 360 gün için aylık bağlama oranı %2 olarak uygulanmak suretiyle sistemde daha uzun süre kalma teşvik edilmiştir.

5510 sayılı Kanunla,

-Sigortalıların primlendirilen kazançlarının kapsamının genişletilmesi,

-Kanunla kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik getirilen düzenlemelerle çalışma süresindeki prime esas kazançlardaki kayıpların önlenmesi,

-Sigortalıların sistemde daha uzun kalması suretiyle hizmet süreleri, kazançları ve aylık bağlama oranları artacağından bu da bağlanan aylıklara olumlu yönde etki edecektir.



 

5510 sayılı Kanunla getirilen düzenlemede; Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki hizmetler için öngörülen aylıklar;

AYLIK = Ortalama Aylık Kazanç  x  Aylık Bağlama Oranı

Formülü ile hesaplanacaktır.Ortalama aylık kazanç ise; sigortalıların prime esas kazançlarının emeklilik yılına güncelleme katsayısı ile taşınan değerlerinin prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunan kazançlarının aylık tutarı, aylık bağlama oranı da, toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2 oranında hesaplanır. Dolayısıyla, sigortalıların prime esas kazançlarının yüksek ve prim ödeme gün sayılarının fazla olması halinde bağlanacak aylığın miktarı da yüksek olacaktır. 5510 sayılı Kanunla sigortalıların sistemde daha uzun süre kalması suretiyle hizmet süreleri, kazançları ve aylık bağlama oranları artacağından, bağlanan aylıkların azalması söz konusu olmayacaktır.



Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların aylıklarının hesaplanmasında; SSK ve Bağ-Kur sigortalıları için Kanunun yürürlük tarihine kadar geçen hizmetleri için halen uygulanmakta olan güncellenen kazançları ve aylık bağlama oranları üzerinden, Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen hizmetleri için ise, yeni güncelleme katsayısı ve aylık bağlama  oranları üzerinden karma sisteme, göre hesaplanacaktır.

Kanunun yürürlük tarihinden önce iştirakçi (memur) olanların Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra geçen hizmetlerinin tamamı için 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacaktır.



Malullük ve ölüm sigortasında, sigortalıların prim ödeme gün sayısının 9000 günden az olması halinde aylık bağlama oranları 9000 gün (4/a sigortalıları için 7200 gün) üzerinden hesaplanacaktır. Ayrıca, malul sigortalının başkasının bakımına muhtaç olması halinde aylık bağlama oranı 10 puan artırılacaktır.



Reformun ana parametrelerinden biri olan ve prime esas kazançların güncellenmesinde kullanılan güncelleme katsayısı Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla gelişme hızının (GH) % 30'u dikkate alınmak suretiyle yeniden belirlenmiştir. Buna göre, güncelleme katsayısı TÜFE+%30 GH +1 formülünden oluşmaktadır.

Güncelleme katsayısı belirlenirken, emeğin GH içindeki payının ortalaması olan %26,3 oranının üzerinde refah payı da dikkate alındığından, aylıklarda herhangi bir kayıp meydana gelmeyecektir.



Mevcut uygulamada aylık bağlama oranları yönünden giderek azalan bir yapı söz konusudur. Bu durum sigortalıların sistemde uzun süre kalmalarını teşvik etmemekte aksine alt sınır uygulamaları ile birlikte kısa sürede sistemden çıkmalarına neden olmaktadır.

Kanun ile sigortalıların prim ödeme gün sayılarının artması karşılığında bağlanacak aylıkları da artıran, dolayısıyla sistemde daha uzun süre kalmalarını teşvik eden düzenlemeler bulunmaktadır.

Diğer taraftan mevcut sigortalılarımızın Kanunun yürürlük tarihinden önceki hizmetleri eski hükümlere göre değerlendirilmektedir.

  Kanunun yürürlük tarihinden önce SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığından emekli aylığı almakta olanların mevcut gelir ve aylıklarının aynen ödenmesine devam edilecektir. Aylıklarda herhangi bir azalma söz konusu değildir. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları, Kanun yürürlüğe girdikten sonra altı aylık dönemlerde gerçekleşen enflâsyon oranında artırılacak, memur emeklilerinin aylıkları ise eskiden olduğu şekilde arttırılmaya devam edilecektir.



Yeni aylık bağlamasistemi, Kanunun yürürlük tarihinden sonraki çalışmalar için uygulanacaktır.Getirilen sistemde aylığın hesabında, mevcut uygulamada olduğu gibisigortalıların prime esas kazançları ve hizmet süreleri dikkate alınmaktadır.

Yeni düzenlemeyle; sigortalılarınprim alınan kazançlarının matrahı genişletilmekte, kayıt dışı istihdamınönlenmesine yönelik getirilen düzenlemelerle çalışma süresindeki prime esaskazançlarındaki kayıplar önlenmekte ve sigortalıların sistemde daha uzun sürekalması nedenleriyle, prime esas kazançları ve hizmet sürelerine bağlı olarakda aylık bağlama oranları artacağından aylıkların azalması söz konusu olmayacaktır.

Öte yandan, yineKanunla, mevcut sigortalıların Kanunun yürürlük tarihinden önce geçenhizmetleri için eski aylık hesaplama sistemi, yürürlük tarihinden sonra geçenhizmetler için yeni aylık hesaplama sistemi uygulanmak suretiyle karma sistemegöre aylık bağlanması öngörülerek, müktesep hakların korunması sağlanmıştır.



Kamuoyunda refah payı olarakbilinen gelişme hızı aylık hesaplanması esnasında dikkate alınmakta, bu şekildebağlanan aylıkların artırılmasında ise TÜFE oranları ya da ilgili kanunlarlabelirlenen yüzdesel oranlar esas alınmaktadır.

Yapılan düzenleme ile, mevcut uygulama korunduğundan, refah payının aylıklara yansıtılmadığından bahsedilemez.



4447 sayılı Kanunagöre 2000 yılından sonra ilk defa işe giren SSK'lılar için 7000 gün, Bağ-Kur veEmekli Sandığına tabi olanlar için 9000 gün şartı uygulanmaktadır.

Bu Kanunda mevcutçalışanların prim gün sayılarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

01.05.2008 tarihiitibarîyle ilk defa işe girecek sigortalılardan Bağ-Kur ve Emekli Sandığınatabi olanlar için halen uygulanan 9000 gün şartı korunmuş, SSK'lılar için ise7000 gün yerine 7200 gün şartı getirilmiştir.

 



5510 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olanların mevcut yaş hadlerinideğiştiren bir düzenleme söz konusu değildir. 65 yaş uygulaması; Bu Kanundansonra 2027 yılında çalışmaya başlayacak olan erkek sigortalılar için 2044 ve2029 yılında çalışmaya başlayacak kadın sigortalılar için 2048 yılından sonradevreye girecek bir düzenlemedir.



Emekli aylığı almakta ikençalışmaya başlanması nedeniyle aylığı kesilenlerin aylıklarının yenidenhesabında, ilk aylık hesabı yapıldığı şekilde işlem yapılmasının emeklilerarasında aylık farklılıklarına neden olduğu dikkate alınarak; emekliliktensonraki çalışma dönemleri ayrıca değerlendirilmek suretiyle önceki aylıklarınailave edilmesi şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Memur emeklilerinin kamu kurum vekuruluşlarında yeniden memur olarak çalışmaya başlamaları halinde (istisnalar hariç) aylıkları kesilecek bugörevlerinden tekrar ayrılmaları halinde ise eski ve yeni hizmetlerinin  toplamı üzerinden yeniden aylıkbağlanacaktır.

Memur emeklilerinin özel sektörde4/a veya 4/b kapsamında çalışmaları halinde ise aylıkları kesilmeyecekdolayısıyla emekli aylıklarının ödenmesinde herhangi bir değişiklikolmayacaktır.



Emekli ikramiyeleri 5434 sayılı Kanundaki usulle ödenmeye devam edilecektir.



Devredilen üç sosyal güvenlikkurumunun norm ve standart birliği gözetilerek 10 yıl sigortalılık ve 1800 günşartı ile malullük aylığı bağlanması, sigortalı, başka birinin sürekli bakımınamuhtaç derecede malul ise 1800 gün prim ödemiş olması şartıyla malullükaylığına hak kazanması öngörülmüştür.



5510 sayılı Kanunla, sigortalıolarak işe başlamadan önce malûl olan, çalışma gücü kaybı oranı % 60'ın altındabulunan, erken yaşlanan, maden işyerlerinin yeraltı işlerinde çalışansigortalılar ile kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaçderecede malul çocuğu bulunanlar korunarak, bunlara daha kolay şartlarla emekliolabilme olanağı sağlanmıştır.

Kanunun yürürlük tarihinden öncesigortalı olanlar,

5510 sayılı Kanun ile hizmet akdiile çalışan 4/a sigortalıları  açısındanmüktesep haklar korunarak;

-Maden işyerlerinin yer altıişlerinde çalışanlar ile çalışmalarının en az 1800 gününü maden işlerinin yeraltı işlerinde geçiren sigortalıların,

- İlk defa sigortalı oldukları tarihte malul olan sigortalılar  ile de sakatlığı nedeniyle vergi indirimindenyararlananların,

506 sayılı Kanunda öngörülenaylığa hak kazanma koşulları korunmuştur. Bunlara mülga kanun hükümlerine göreaylık bağlanacaktır.

İlk defa Kanunun yürürlüktarihinden sonra sigortalı olanlar ise,

5510 sayılı Kanunun 28 incimaddesinde; ilk defa sigortalı olduğu tarihten önce malul olan,  çalışma gücü kaybı oranı % 40 ila % 59arasında olanlar ile erken yaşlanan sigortalıların  aylığa hak kazanma koşulları,

- 4 /b sigortalılarından  1/10/2008 tarihinden sonra tahsis talebindebulunanlara bu tarihten sonra,

- 4/a sigortalılarından, Kanununyürürlük tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlar için uygulanacaktır.

-Kanunun yürürlük tarihinden önceiştirakçi (memur) olanların 5510 sayılı Kanun ile 4/c sigortalıları  açısından müktesep hakları korunmuş, ayrıcabu haklara ilave olarak;

 -  5 ila10 yıl arasında hizmeti olanlardan ölenlerin, 5434 sayılı Kanuna göre aylıkbağlanamayan hak sahiplerine, bu Kanuna göre aylığa müstahak olmaları halindeaylık bağlanma,

 -5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarakçalışmaya başlayanlardan, bilahare Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündekikayıp oranının;

                   a)% 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılara, en az 5760 (16 yıl),

                   b)% 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılara, en az 6480 (18 yıl),

gün prim ödenmiş olması halindeaylık bağlanma,

-Doğuştan en az %40 oranındaözürlü olduklarını belgeleyenlere de 15 yıl hizmetinin bulunması halinde aylıkbağlanma imkanı getirilmiştir.

-Kanunun yürürlük tarihinden sonrailk defa 4 (c) sigortalı olanlar için ise,

Malûl sayılan sigortalının, en azon yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün (5 yıl) veya başkabirinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için isesigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölümsigortaları primi bildirilmiş olması halinde; Kurum Sağlık Kurulunca çalışmagücündeki kayıp oranının;

        a)% 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan berisigortalı olmaları ve 4320 gün,

        b)% 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan berisigortalı olmaları ve 4680 gün ,

        primödenmiş olmak şartıyla yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanmasıimkanı getirilmiştir .

 



193 sayılı GelirVergisi Kanununa göre çalışma gücünün en az % 40'ını kaybetmek suretiylesakatlık indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda bulunan sigortalılar,en az 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün malüllük, yaşlılık ve ölümsigortaları pirimi ödeme şartlarını yerine getirmeleri halinde yaşlılık aylığıbağlanmasına hak kazanmakta idiler.

4958 sayılı Kanunlasakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış sigortalılarınyaşlılık aylığından yararlanmasında 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (C/b)bendinde aranan sigortalılık süresi ve toplam prim ödeme gün sayısı sakatlıkderecelerine göre kademelendirilmiş ancak, bu durumdan sigortalıların hemenetkilenmelerini önlemek amacı ile 12 yıldan az sigortalılık süresi bulunanlariçin kademeli geçiş süreci öngörülmüştür.

Buna göre, 6/8/2003tarihi itibariyle 12 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi bulunanlara yaşkoşulu aranmaksızın 15 yıl 3600 gün ile aylık bağlanacak, söz konusu tarihte 12yıldan az sigortalılık süresi bulunanlar için sakatlık derecelerine göre farklısigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayıları aranacaktır. Bu süreler 506sayılı Kanunun geçici 87 nci maddesinde düzenlenmiş olup, 5510 sayılı Kanunlabu madde yürürlükte bırakılmıştır.

Buna göre 5510sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlardan sakatlığınedeniyle vergi indiriminden yararlandığını bu tarihten önce veya sonra tespitettirenlere 506 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanacaktır.



Özürlü sigortalılara yaşlılıkaylığı bağlanmasının şartlarının ağırlaştırılmasının söz konusu olmayıpkolaylaştırılmaktadır.

506 sayılı Kanunun 60 ıncımaddesine göre birinci derece sakatlığı olanlar 15 yıl sigortalılık süresi 3600gün, ikinci derece sakatlığı olanlar 18 yıl sigortalılık süresi 4000 gün,üçüncü derece sakatlığı olanlar 20 yıl sigortalılık süresi 4400 gün şartlarınıyerine getirmeleri halinde yaşlılık aylığından yararlanmakta iken,

5510 sayılı Kanunla çalışmagücündeki kayıp oranı %50 ila %59 arasında olanlar 16 yıl sigortalılık süresi4320 gün, %40 ila %49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar 18 yıl 4680 günşartlarını yerine getirmeleri halinde kendilerine yaşlılık aylığıbağlanacaktır. Ayrıca yeni düzenleme ile çalışma gücündeki kayıp oranına bağlıolarak aylık bağlanması öngörülmüş olup, bu da sigortalıların lehine birdüzenlemedir.




506 sayılı Kanunda,çalışma gücünün 2/3 ünü (%66,6) veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucumeslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedenler malul sayılır iken, SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile hem çalışma gücü kayıp oranıhem de meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı en az %60 olanlar malul sayılmıştır.



 

5510 sayılı Kanunla getirilen yeni bir düzenleme olup, yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklendiği gibi emeklilik yaş hadlerinden de indirilecektir.
Bu haktan yararlanmak için kadın sigortalının bu durumunu belgelendirmesi şarttır. Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğun varlığı sağlık kurulu raporu ile belgelenecek, kadın sigortalılara bu hak Kanunun yürürlük tarihinden sonraki süreler için verilecektir. Malul çocuğun ölümü veya bakıma muhtaçlığının kalkması halinde, Kanunun yürürlük tarihinden ölüm tarihine veya bakıma muhtaçlığın kalktığına karar verilen sağlık kurulu rapor tarihine kadar geçen hizmetlerin dörtte biri prim ödeme gün sayısına eklenecek, emeklilik yaş hadlerinden indirilecektir.



 

Kanunun yürürlük tarihinden önce mülga sosyal güvenlik kanunlarından;

a) 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre malullük aylığı alanlardan, Kanunun yürürlük tarihinde veya sonrasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez. Bunların (a) bendi kapsamında çalışmaları halinde ise Kanunun geçici 14 üncü maddesindeki sosyal güvenlik destek primine ilişkin hükümler uygulanır.

b) 506 ve 2925 sayılı kanunlara göre malullük aylığı alanlardan, Kanunun yürürlük tarihinde ve sonrasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının  (a) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları kesilir. Bunların  (b) ve (c) bentleri kapsamında çalışmaları halinde ise aylıkları kesilmez .

Bu bağlamda, Kanunla yürürlükten kaldırılan mülga kanunlara göre sigortalı olanlardan malullük aylığına hak kazananlar ile malullük aylığı bağlananlar mülga kanun hükümlerine göre  sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilirler.

c) 5434 sayılı kanuna göre Adi malullük aylığı alanlardan, Kanunun yürürlük tarihinde veya sonrasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez ve sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilirler.

Ancak (c) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların ise  aylıkları kesilir. 



Sürekli işgöremezlikgelirinin hesaplanmasına esas günlük kazancın tespiti:

İş kazasının olduğu veya meslekhastalığı  halinde ise iş göremezliğinbaşladığı tarihten önceki oniki aydaki son üç ay içindeki kazançlar dikkatealınır.

Son on iki ay içerisinde kazançolmaması halinde sigortalının kaza geçirdiği ay içindeki prime esas kazançlarıdikkate alınır.

Çalışmaya başladığı gün işkazasına uğraması halinde ise aynı veya emsal işte çalışan benzeri birsigortalının günlük kazancı esas tutulur.

Prim, ikramiye ve bu niteliktekiarızi ödemeler dikkate alınmış ise gelire esas alınacak günlük kazanç, ücrettoplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca,% 50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamaz.



Kanunla malullük,ölüm ve yaşlılık aylıklarında alt sınır uygulamaları mevcut olup,

Malullük ve ölüm aylıklarında, talep ve ölüm tarihi itibariyle bağlanacakaylıkların talep ve ölüm yılındanbir önceki yılın Aralık ayında ödenen en düşük yaşlılık aylığından azolamayacağı,

Yaşlılık aylıklarında, Kanununyürürlük tarihinden sonraki süreler için bağlanacak aylıkların, sigortalınınmevcut çalışmalarının asgari kazançlar üzerinden hesaplanan ortalama aylıkkazancının % 35 inden, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğuvarsa % 40'ından az olamayacağı, hak sahibi kimselerin aylıklarının; hak sahibibir kişi ise hesaplanan alt sınır aylığının % 80'inden, hak sahibi iki kişi ise% 90'ından az olamayacağı,

Sürekli iş göremezlik gelirlerindebaşkasının bakımına muhtaç olanlara bağlanacak gelirlerin, prime esas kazançalt sınırının aylık tutarının % 85'inden az olamayacağı,

hüküm altına alınarak, alt sınıruygulaması devam ettirilmektedir.

Dolayısıyla işkazası veya meslek hastalığı sonucu başka birinin sürekli bakımına muhtaçduruma gelen sigortalı için hesaplanacak sürekli iş göremezlik geliri, primeesas kazanç alt sınırının aylık tutarının % 85'inden az olamaz.

Alt SınırGeliri=Asgari Aylık Kazanç x % 85

 



27-Cenaze yardımından yararlanmaşartları nelerdir ve yardım miktarı nasıl belirlenecektir?

İş kazası veya meslek hastalığısonucu veya sürekli iş göremezlik geliri, vazife malullüğü ya da yaşlılıkaylığı almakta iken ölen sigortalıların hak sahiplerine hiçbir koşul aranmadancenaze yardımı ödenecektir.

Cenaze ödeneği miktarını belirlemesosyal taraflardan işçi, işveren ve emekli temsilcilerinin de bulunduğu KurumYönetim Kurulunun aldığı kararın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanıncaonaylanması üzerine belirlenmektedir.

Cenaze Yardımı Tutarları:

4/a kapsamında bulunan (SSK)        :    257,00.-YTL

4/b kapsamında bulunan  (Bağ-Kur) :    257,00.-YTL

4/c kapsamında bulunan  (E.S.)      :    977,00.-YTL

 



2925 sayılı Kanununyaşlılık toptan ödemesine ilişkin 24 üncü maddesi yürürlükten kaldırıldığındanve uygulama 5510 sayılı Kanuna paralel düzenlendiğinden primlerin 2/3'ü   yerine tamamı yaşlılık toptan ödemesi olaraködenir.



1/10/2008 tarihindenönce sigortalı olanlara 2829 sayılı Kanuna göre; son yedi yıllık fiili hizmetsüresi içinde en çok hangi sosyal güvenlik kuruluşuna prim ödenmiş ise okuruluş hükümlerince aylık bağlanır.

1/10/2008 tarihinden sonra ilkdefa sigortalı olanlardan birden fazla statüye tabi olarak çalışanların  hizmetleri, yaşlılık sigortası bakımından;toplam çalışma süresi içinde en fazla hizmetin geçtiği statü(4/a, 4/b, 4/c)hükümleri esas alınmak,  ölüm ve malullükhallerinde ise, son statü hükümleri uygulanmak suretiyle birleştirilecektir.



Kanuna göre bağlanacakaylıkların birleşmesi durumunda;

a) Hem malûllük hemde yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya, aylıklardan yüksek olanı,aylıklar eşitse yalnız yaşlılık aylığı,

b) Malûllük, vazifemalullüğü veya yaşlılık aylığı ile birlikte, ölen eşinden dolayı da aylığa hakkazanan sigortalıya her iki aylığı,

c) Ana ve babasındanayrı ayrı aylığa hak kazanan çocuklara, yüksek olan aylığın tamamı, az olanaylığın yarısı,

d) Birden fazlaçocuğundan aylığa hak kazanan ana ve babaya en fazla ödemeye imkân veren ilkiki dosyadan yüksek olan aylığın tamamı, düşük olan aylığın yarısı,

e) Hem eşinden, hemde ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşindenya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı,

f) Bu Kanuna görevazife malullüğü aylığı almakta iken, tekrar sigortalı olanlardan hem vazifemalullüğüne hem de malullük aylığına hak kazananlara bu aylıklardan yüksekolanı, aylıkları eşitse yalnızca vazife malullüğü aylığı, bunlardan hem vazifemalullüğü hem de yaşlılık aylığına hak kazananlara, bu aylıkların her ikisi,bir başka ifade ile hem vazife malullüğü aylığı ile malullük aylığının, hem devazife malullüğü aylığı ile yaşlılık aylığının birleşmesi hallerinde ise  her iki aylığı birlikte ödenecektir.

g) Evliliğin ölümnedeniyle sona ermesi durumunda sonraki eşinden de aylığa hak kazananlaratercih ettiği aylığı bağlanır.



Kanunun yürürlüktarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlar,

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtensonra ilk defa Kanuna göre sigortalı olup, Kanunun 4 üncü maddesinin birincifıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışanveya prim ödeyen sigortalıların;

-Yaşlılık aylığı ba ğlanmasına ilişkin talep leri,sigortalılık süresi içinde en fazla sigortalılığının geçtiği, hizmetlerineşitliği halinde ise, son tabi oldukları,

-Malullük ve ölüm sigortalarınailişkin aylıklar ise en son tabi oldukları,

sigortalılık hali esas alınaraksonuçlandırılacaktır.

5510 sayılı Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlikkurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasınatabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829sayılı Kanun hükümleridir. Yaşlılık aylıklarında son yedi yıllık fiili hizmetsüresi içinde en fazla hizmetin geçtiği sigortalılık hali, hizmetlerin eşitolması ile  malullük ve ölüm aylığındaise son sigortalılık hali esas alınacaktır.



Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce birden fazla dosyadan gelir veya aylık alınmasıdurumunda, bu gelir ve aylıklar ödenmeye devam olunur. Ancak, Kanunun yürürlüktarihinden sonra bu dosyalara ek olarak yeni bir dosyadan gelir veya aylıkalınmasına hak kazanılması halinde, yeni bağlanacak dosyadaki gelir ve aylıkmiktarı da dahil olmak üzere mukayese yapılarak en düşük miktarlı dosyakapsamdan çıkarılır ve kalan dosyalardaki karşılaştırmalar Kanunun 54 üncümaddesine göre yapılır. Bu işlem, her durum değişikliğinde veya yeni birdosyadan gelir ve aylığa hak kazanılması halinde tekrarlanır.



Halen ölüm aylığıalmakta olan dul eşlerin bu aylıkları aynı şekilde devam ettirilmektedir.Kanunla sigortalının dul eşine, çalışması, kendi çalışmalarından dolayı gelirveya aylık alması veya aylık alan çocuğunun bulunması halinde % 50 oranındaaylık bağlanacağı öngörülmüş olup, bu durum kamu görevlilerinin dul eşleriiçin  sürdürülmekte olan bir uygulamadır.

Bu konuda da norm vestandart birliğinin sağlanması amaçlanarak, çalışmayan ve düzenli geliriolmayan dullar ile çalışan veya aylık alan dulların ölüm aylıklarıfarklılaştırılmıştır.



Yeni düzenleme ile ölen sigortalıdandolayı ana ve babalara aylık bağlanması için eş ve çocuklardan artan hissebulunması, her türlü gelirlerinin asgari ücretin net tutarından az olması vegelir/aylık almaması şartları getirilmiştir. Ana ve babanın 65 yaşın üstündeolması halinde artan hisse koşulu aranmayacaktır.

Mülga kanunlarınuygulanmasında,  SSK sigortalılarının anave babalarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için sigortalının öldüğü tarihte eş veçocuklardan artan hisse bulunması  koşuluaranmakta idi. Yeni düzenleme ile artan hissenin sonradan oluşması  halinde de, ana ve babaya aylık .bağlanmasıile birden fazla çocuğundan aylık alması sağlanmıştır.

5434 sayılı Kanuna göre anne ve babaya aylıkbağlanabilmesi için ölen iştirakçinin en az 10 yıl hizmetinin bulunmasıgerekirken, 5510 sayılı Kanunla bu süre 5 yıla indirilmiştir.

 



Kamuoyunda rahatsızlık uyandıran,ihbar ve şikayetlere konu olmasına rağmen, mevcut yasal düzenlemelerçerçevesinde herhangi bir işlem yapılamayan ve sırf Kurumdan gelir veya aylıkalmak amacıyla eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikteyaşadığı belirlenen eş ve kız çocukların, yeni düzenleme ile bağlanmış olangelir ve aylıklarının kesilmesi öngörülmüştür.



Kanunla hak sahibikız çocuklarına çalışmamaları ve kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylıkalmamalarının yanısıra evli olmamaları şartıyla aylık bağlanacağıöngörülmüştür. Kız çocukları için herhangi bir yaş koşulu getirilmemiştir.

 



Gerek malul kız,gerekse erkek malul çocukların aylıkları evlenmeleri halinde kesilmeyecek,ancak, çalışmaları, kendi çalışmalarından dolayı gelir/aylık almaları veyamaluliyet hallerini yitirmeleri durumunda aylıkları kesilecektir.



Bu Kanun uyarınca, evlenme ödeneğiyetim kız çocuklarına almakta oldukları aylıkların 24 aylık tutarı miktarındaödenecektir.

Bu kanundan önce Emekli SandığıKanununa göre bağlanmış aylıklar hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılanhükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağındanyetim aylığı alan eş, ana ve kızın evlenmesi halinde oniki aylık tutarındaevlenme ikramiyesi ödenecektir.

Hizmet azlığı nedeniyle aylıkbağlanamayan ancak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanmış kız çocuklarınaalmakta oldukları aylıkların 24 aylık tutarı miktarında ödenecektir.



Kanunla 506 sayılı Kanuna tabiolarak çalışan sigortalılar için halen uygulanmakta olan itibari hizmet süresiuygulamasına son verilerek, fiili hizmet süresi zammı uygulamasına geçilmiştir.

Yeni düzenleme ile sigortalılarınKanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar itibari hizmet süresi kapsamında geçen süreleri mevcut kanunlardoğrultusunda 3600 gün koşulu aranmaksızın emeklilik haklarına yansıtılacaktır.

Kanunun yürürlük tarihinden sonraise, çalışılan işin fiili hizmet süresi zammı kapsamındaki bir iş olmasıhalinde, sigortalılar fiili hizmet süresi zammından yararlandırılacaklardır.



Fiili hizmet süresi zammıkapsamındaki işler; ağır, riskli ve sağlığa zararlı olup, çalışanları fiziki,ruhi ve fizyolojik bakımdan olumsuz yönde etkileyen, dolayısıyla bu işlerdeçalışanları diğer çalışanlara göre daha fazla yıprattığı için ömürlerinikısaltan işlerdir.

506, 5434 sayılı Kanunlarınuygulamasında kapsam içerisinde bulunan bazı işler, teknolojideki gelişmeler veçalışma koşullarının iyileştirilmesi nedeniyle zamanla yıpratıcı olmaktançıktığı halde, bu işlerde çalışanlara hala fazladan hizmet ilavesi yapılması,diğer kesimlerde çalışanlar aleyhine bir adaletsiz durum yaratıyordu. Buolumsuzlukların ortadan kaldırılması amacıyla fiili hizmet süresi zammıgetirilmiştir.



3201 sayılı Kanundayapılan değişiklikle, l8 yaşını doldurmuş Türk Vatandaşlarının Türk Vatandaşıolarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ile busürelerin arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizliksüreleri ve yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanma kapsamınaalınmıştır.

 

Yurtdışında geçenhizmet sürelerini borçlanmak isteyenler, Türkiye'de son defa; Sosyal GüvenlikKurumuna tabi çalışmaları varsa borçlanma işlemleri  Kurumumuzca, 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine tabi sandıklardan birine tabiçalışması varsa borçlanma işlemleri ilgili sandıkça sonuçlandırılacaktır.

 

Ayrıca, Türkiye'deherhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi çalışması bulunmayanlarınyurtdışında geçen sigortalı süreleri ile ev kadınlığında geçen sürelerininborçlanma işlemleri de Kurumumuzca yapılacaktır.

 

Kendilerine veya haksahiplerine sosyal güvenlik sözleşmesi uygulanmak suretiyle kısmi aylıkbağlanmış olanların borçlanma işlemleri aylığı bağlayan Kurumun bu Kanundakisigortalılık statüsüne göre sonuçlandırılacaktır.

 

Kurumumuzcayapılacak yurtdışı hizmet borçlanma talep leriiçin,

 

Son defa  Sosyal Sigortalar Kurumuna veya  Bağ-Kur' a tabi çalışması olanlar, yadaTürkiye'de hiç çalışması olmayanlar veya yurtdışında ev kadınlığında geçensüreleri bulunanlar Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Yurtdışı Borçlanma veTahsis İşlemler Daire Başkanlığı veya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine,

 

Daha önce 5434sayılı Kanun kapsamında çalışmış ise Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü KamuGörevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı'na başvuracaklardır.



a)      18yaşın doldurulmasından önce yurtdışında sigortalı, işsizlik ve ev kadını olarakgeçen süreler,

b) Türkvatandaşlığının kazanılmasından önce ve Türk vatandaşlığının kaybedilmesindensonra yurtdışında sigortalı,işsizlik ve ev kadını olarak geçen süreler,

c) İkili sosyalgüvenlik sözleşmelerine göre kendilerine kısmi aylık bağlanmış olanlarınyurtdışında geçen sigortalılık süreleri arasında ve bu sürelerin bitimtarihinden sonraki işsizlik süreleri,

d) Sosyal güvenlikkanunlarına göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları kapsamında         geçen sürelerle çakışan yurtdışısüreleri,

borçlanılamaz.



Borçlanılacak herbir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılıKanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazançarasında seçilecek günlük kazancın % 32'sidir. Yurtdışı hizmet borçlanmalarındaalt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.



İşlemin geçerliolabilmesi için bedelin ödenmesi gerekmektedir.Borcun  tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde Kurumhesabına ödenmesi zorunludur. Üç aylık sürenin başlama tarihi, tebliğmektubunun ilgiliye posta yoluyla teslim edildiği tarihte başlar.Tahakkuk ettirilen prim borcununtamamını, tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenlerin, borçlanmabaşvuruları geçersiz sayılır.



Evet mümkündür. Üçaylık süre içerisinde borcun bir kısmının ödenmesi halinde ödenen miktar ileorantılı süre geçerli sayılır.Ödenmeyen süreye ait borçlanma ise iptaledilir.Ödenmeyen sürenin geçerli sayılması yeni bir borçlanma talebine vesüresi içinde ödenmesine bağlıdır.



a) Sosyal güvenliksözleşmesi yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın herhangi bir ülkedeçalışmaya, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almayabaşladıkları,

b) Türkiye'de sosyalgüvenlik kanunlarına göre sigortalı olarak çalışmaya başladıkları

tarihten itibaren kesilir.



1/1/1989 tarihinden 8/5/2008tarihine kadar zorunlu göçe tabi tutulduktan sonra Türk vatandaşlığına geçen veBulgaristan'daki hizmetlerini borçlanarak kendilerine yaşlılık aylığıbağlananların sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmalarına imkanbulunmamaktadır.



Altı aydan daha uzunsüre yurtdışında bulunmuş olanlar, yurtdışında çalışıp çalışmadıklarını veikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alıpalmadıklarını gösterir belgeleri, örneği Kurumca hazırlanan 3201 sayılı KanunaGöre Aylık Alanlara Mahsus Yoklama Belgesi ile birlikte söz konusu altı aylıksürenin dolduğu tarihten sonra üç ay içinde Kuruma vermek zorundadırlar.



Yurtdışı süreleriniborçlanarak aylık bağlanan kişilerden sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümlerisaklı kalmak şartıyla Türkiye'de ikamet etmeyenler genel sağlık sigortalısı vegenel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılmazlar.



İstanbul'da sosyalgüvenlik sözleşmelerinden kaynaklanan uzun ve kısa vadeli sigorta işlemleriBeşiktaş ve Pendik Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerinde, yurtdışı borçlanmave bu borçlanmalara göre aylık bağlama işlemleri ise Unkapanı Sosyal GüvenlikMerkez Müdürlüğünde yürütülmektedir.

Ankara'da sosyalgüvenlik sözleşmelerinden kaynaklanan uzun ve kısa vadeli sigorta işlemleri UlucanlarSosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünde, yurtdışı borçlanma ve bu borçlanmalaragöre aylık bağlama işlemleri ise Sıhhıye Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğündeyürütülmektedir.



Ayrıca 5510 sayılı Kanunla,kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 /akapsamındaki sigortalı kadınların, iki defaya mahsus olmak üzere doğumtarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinadenişyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla borçlanma talebinde  bulunulan sürelerini, borçlanma imkanıgetirilmiştir.



Bir ay içinde ödenmeyenborçlanmalar için yeni başvuru şartı aranacak ve primi ödenmeyen borçlanmasüreleri hizmetten sayılmayacaktır.



Sigortalılığın başlangıçtarihinden önceki sürelerin borçlandırılması halinde, sigortalılığın başlangıçtarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülecektir.



2925 sayılı Kanunun sigortalılıklailgili hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.1/10/2008 tarihinden sonra 2925sayılı Kanun kapsamında yeni sigortalı tescili yapılmayacaktır.1/10/2008 tarihiitibariyle 2925 sayılı Kanuna tabi olanların sigortalılıkları sona erinceye kadar,2925 sayılı Kanunla ilgileri devam ettirilecektir.2925 sayılı Tarım İşçileriSosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar Kanunun yürürlük tarihinden sonra daprim ödeme gün sayıları açısından eski Kanun hükümlerine tabi olacaktır.Mevcuttarım sigortalıları da genel sağlık sigortası kapsamına alınacak, dolayısıyla1/10/2008 tarihinden sonra tüm tarım sigortalıları için ödenecek prim oranı %32,5  dur.



5510 sayılı Kanuna göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilecektir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilecektir. 5510 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesi gereğince  hizmet akdiyle çalışan 4/a sigortalılarından, sigortalılık süresinin başlangıcı;
- 1/4/1981 tarihinden önce ise sigortalılık süresinin başlangıç tarihi,
- 1/4/1981 tarihinden sonra ise 18 yaşın doldurulduğu tarih,
dikkate alınacaktır. Ancak, 18 yaşın öncesinde geçen çalışma süreleri prim ödeme gün sayısına ilave edilecektir. Bu durum, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olan 4/a sigortalıları için yalnızca yaşlılık aylığı bağlanmasında  geçerli olup, malullük ve ölüm aylıklarında uygulanmayacaktır.



Adi şirketlerdeşirkete yeni ortak alınması durumunda en geç yeni ortağın alındığı tarihi takipeden on gün içinde Kuruma bildirilmesi gerekmektedir.



İşyerinin devredilmesi veya intikal etmesi halinde, intikal veya devir tarihinden itibaren 10 gün içinde Kuruma bildirilmelidir. İşyerinin miras yoluyla intikali halinde ise mirasçıları, ölüm tarihinden itibaren en geç üç ay içinde Kuruma bildirilmesi gerekmektedir



1/10/2008 tarihindenitibaren sosyal güvenlik numarası olarak sigortalıların Türkiye Cumhuriyeti kimliknumaraları esas alınacağından, aylık prim ve hizmet belgesinin "Sosyal GüvenlikSicil Numarası" bölümüne, sigortalıların 11 haneli TC kimlik numaralarıkaydedilecektir. Sigortalının yabancı uyruklu olması halinde ise, sözkonusubölüme, bu kişiler için İçişleri Bakanlığınca verilecek olan kimlik numarasısisteme girilecektir.

 



Ay/dönem içinde işegiren sigortalıların prim ödeme gün sayıları, işe giriş tarihleri ve ay/döneminkaç gün olduğuna bakılarak parmak hesabı yapılmak suretiyle hesaplanacaktır.



Ay/dönem içinde işegirişi veya işten çıkışı bulunmayan, çeşitli nedenlerle (istirahat, ücretsizizin, disiplin cezası gibi) ay/dönemin bazı günlerinde çalışmayan veçalışmadığı günler için de ücret almayan sigortalıların ilgili ay/dönemdekiprim ödeme gün sayıları, ilgili ay/dönemdeki gün sayısından, ücret almaya hakkazanılmamış gün sayısı çıkartılmak suretiyle hesaplanacaktır.

Aylık prim ve hizmetbelgesinde kayıtlı eksik gün nedeni hanesine, sigortalının durumunu açıklayankod numarası aylık prim ve hizmet belgesine kaydedilecektir.

Diğer taraftan, kamuişyerleri ve toplu iş sözleşmesi imzalanan işyerleri hariç olmak üzere, ayiçinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilensigortalıların eksik çalıştıklarını ispatlayan belgelerin Sosyal Sigortaİşlemleri Yönetmeliğinin 10 nolu ekinde yer alan belge ile aylık prim ve hizmetbelgesinin verilmesi gereken süre içinde işyerinin bağlı bulunduğu SosyalGüvenlik İl/Merkez Müdürlüğüne elden verilmesi veya aynı süre içinde posta ilegönderilmesi gerekmektedir.



Borçlar Kanunu, İşKanunu gibi çalışma hayatını düzenleyen kanunlarda değişiklik yapılarak hizmeterbabının, işçinin, gemi adamının ve gazetecinin ücretlerini işverenler,işveren vekilleri ve üçüncü kişilerce bankalar vasıtasıyla ödenmesinde zorunlululukgetirilmiştir. Ayrıca Kuruma da bankalardan bilgi ve belge isteme hakkıgetirilmiştir. Bu durumda, işverenlerin çalıştırdıkları işçilerin prime esaskazançlarını olduğundan daha az göstermeleri imkanın ortadan kaldırılmasısağlanmıştır.

Yine  işverenin aylık prim ve hizmet belgesini asmayükümlülüğü bulunmaktadır.

Öteyandan, Kurumunkontrol ve denetim elamanlarının da kayıt inceleme yetkisi bulunmaktadır.

Tüm bunlara rağmensigortalı, prime esas kazancının bildirilenden daha yüksek olduğunu  ALO 170 hattına veya işveren ve işyerininadresi ile birlikte işyerinin  bağlıbulunduğu Üniteye bildirmesi halinde, işyeri ve ücreti hakkında gerekli inceleme işlemi yapılarak, sonuç sigortalıyabildirilmektedir.



İşverenler, ülkemizle sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelere götürdükleri Türk işçileri için işyerinin tehlike derecesine göre % 1 ila 6,5 arasında  kısa vadeli sigorta kolları primi  ile % 5'i sigortalı, % 7,5'i de işveren hissesi olmak üzere %12,5 oranında  genel sağlık sigortası primi ödeyeceklerdir.  İşçilerin uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde, haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanacaktır.
Yeni getirilen düzenleme ile işverenler üzerindeki yükler azaltılırken, sigortalılar yönünden, bunların ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin sağlık güvencelerine kavuşmaları sağlanmıştır.


63-2008/Kasım ayında toplam 119 sigortalı istihdam eden (A) işverenin çalıştırdığı sigortalılardan; - 3'ünün, 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan dahilinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalı, - 2'sinin, 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan haricinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalı, - 20'sinin 4447 sayılı Kanun kapsamına giren 18-29 yaş arasında erkek veya 18 yaşından büyük kadın sigortalı, - 5'inin herhangi bir teşvik Kanunu kapsamına girmeyen sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalı, - kalan 89'unun da 5510 sayılı Kanun 81 inci maddesinin (i) bendine istinaden tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan sigortalı olduğu varsayıldığında, bunların bildirimini tek bir belge üzerinden verebilmesi mümkün müdür?

Çalıştırılan busigortalıların, Kurumumuza tek bir belge üzerinden değil aşağıda belirtilenşekilde bildiriminin yapılması gerekmektedir.

-4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinadenkontenjan dahilinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlüsigortalılar, 1 nolu belge türü ve 14857 sayılı Kanun türü,

- 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinadenkontenjan haricinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlüsigortalılar, 1 nolu belge türü ve 54857 sayılı Kanun türü,

- 4447 sayılı Kanun kapsamına giren 18-29 yaşarasında erkek veya 18 yaşından büyük kadın sigortalılar, 1 nolu belge türü ve4447 sayılı Kanun türü,

- Sosyal güvenlik destek primine tabi olarakçalışan sigortalılar 2 nolu belge türü,

- Tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan diğersigortalılar ise, 1 nolu belge türü ve 5510 sayılı Kanun türü seçilmeksuretiyle Kuruma bildirilecektir.



1- Kısa Vadeli Sigorta KollarıPrim Oranı: İşyerinin tehlike sınıf ve derecesine göre belirlenen prim nispetiüzerinden %1 ila 6,5 arasında olup işveren tarafından ödenecektir.

2- Malüllük,Yaşlılık ve ÖlümSigortaları Prim Oranı: %20 olup, %9'u sigortalı hissesi, %11'i işverenhissesidir.

3- Genel SağlıkSigortası Prim Oranı: %12,5 olup, %5'i sigortalı hissesi, %7,5'i işverenhissesidir.



Özel nitelikteki işyeri işverenleri, cari aya ilişkin olarak düzenleyecekleri asıl, ek veya iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerini, en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın 23'ünde saat 23:59'a kadar e-Sigorta kanalıyla Kuruma göndermek zorundadırlar.



Resmi nitelikteki işyeri işverenleri ise, cari aya ilişkin olarak düzenleyecekleri asıl, ek veya iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerini, en geç belgenin ilişkin olduğu dönemi izleyen takvim ayının 7'sinde saat 23:59'a kadar e-Sigorta kanalıyla Kuruma göndermek zorundadırlar.



İşverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak prim tutarlarını en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyeceklerdir.

Prim borçlarının, katma değer vergisi iade alacağından mahsubu suretiyle ödenmesi talebinde bulunan işverenlerin, cari aylara ilişkin prim borçlarını ödeme süresinin sona erdiği tarihten itibaren 15 gün içinde mahsup suretiyle ödemeleri halinde, primler yasal süresinde ödenmiş kabul edilecektir.



Mevcut uygulamada sigortalılardan % 9 oranında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ve % 5 hastalık sigortası primi olmak üzere toplam % 14 oranında prim kesilmektedir.

Yeni uygulamada, sigortalıların ödeyecekleri prim oranı yine toplam % 14 olup, bunun % 9'u malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, % 5'i de genel sağlık sigortası primidir.



Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcu bulunmayan özel sektör işverenlerinin çalıştırdıkları sigortalıları için ödeyecekleri sigorta primlerinden beş puanlık kısmının Hazinece karşılanmasına ilişkin prim teşviki uygulaması 1 Ekim 2008 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Bu düzenleme ile; işverenlerin, sigortalıları için ödeyecekleri primin 5 puanlık kısmı istihdamı teşvik amacıyla Hazinece karşılanacak olup, Sosyal Güvenlik Kurumuna Prim borcu bulunmayan ve kayıt dışı sigortalı çalıştırmayan işverenlerin sigorta prim yükünün beş puanlık kısmı Hazinece üstlenilmiştir.



Prim teşviki uygulaması 1 Temmuz 2008 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Teşvikten yararlanmak için;

Sigortalı Yönünden Aranılan Şartlar;

1)Erkek ise; 18 yaşından büyük/29 yaşından küçük, kadın ise; 18 yaşından büyük olması,

2) Prim teşvikinin yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2008 tarihinden önceki altı aylık sürede işsiz olması,

3) Prim teşvikinin yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2008 tarihinden sonraki bir yıl içinde (1/temmuz/2008 ila 30/haziran/2009 tarihleri arasında) sigortalının işe alınması;

4) Sigortalının fiilen çalışması;

İşyeri Yönünden Aranılan Şartlar;

İlave istihdamın, prim teşvikinin yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2008 tarihinden önceki bir yıllık sürede işyerinden Kuruma bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak alınması, halinde; prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin; Birinci yıl için yüzde yüzü, ikinci yıl için yüzde sekseni, üçüncü yıl için yüzde altmışı, dördüncü yıl için yüzde kırkı, beşinci yıl için yüzde yirmisi işsizlik sigortası fonundan karşılanır.



Teşvik Kanunlarının herhangi birinden yararlanmakta olan işverenler aynı dönemde aynı sigortalılardan dolayı mükerrer olarak diğer teşvik hükümlerinden faydalanamazlar. Ancak aynı dönemde teşvik kapsamına girmeyen diğer sigortalılardan dolayı diğer bir teşvik hükümlerinden faydalanılabilir.

Örneğin; 4857  sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi hükmüne istinaden çalıştırmış olduğu özürlü sigortalılardan dolayı sigorta prim teşvikinden faydalanmakta olan işveren aynı dönem için  sigorta prim teşvikinden faydalanılan sigortalılar haricindeki diğer sigortalılardan dolayı, işverenin Kurumumuza borcunun bulunmaması halinde Malüllük, Yaşlılık ve Ölüm primlerinde 5 puanlık indirimden dolayı faydalanılması mümkündür.



5763 sayılı İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 20 nci maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen geçici 7 nci madde de; 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olanlar ile yaş şartı aranmaksızın 18 yaşından büyük kadınlardan; bu maddenin yürürlük tarihinden önceki altı aylık dönemde prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olması şartıyla, bu sigortalıları istihdam eden işverenlerin faydalanması hükme bağlandığından;

2008/Ocak ila 2008/Haziran  dönemlerinde isteğe bağlı sigortalı olan kişileri 1/7/2008 (dahil) ila 30/6/2009 (dahil) tarihleri arasında istihdam eden işverenler de teşvik hükümlerinden faydalanabilecektir.

 



Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesine Yönelik Uygulama ve Denetim Yönetmeliğinin yayımlandığı tarihten önce sözkonusu destekten yararlanmaları gerektiği halde, Kurumumuzca yayımlanmış olan 2008-85 sayılı Genelgenin yayımlandığı tarihten önce anılan Kanunda aranılan şartların taşındığına ve destekten yararlanmaya hak kazanıldığına ilişkin belgelerini Sosyal Güvenlik İl/Merkez Müdürlüklerine ibraz edememiş olmaları nedeniyle sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanamamış olan işverenlerin, destekten yararlanmaya hak kazanıldığına ilişkin belgeleri işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl/Merkez Müdürlüklerine ibraz etmeleri ve kapsama giren sigortalılar için Kanun türü seçilmeksizin düzenlenmiş ve yasal süresi içinde Kuruma verilmiş asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgeleri için iptal nitelikte, aynı sigortalılar için 5746 sayılı Kanun türü seçilmek suretiyle asıl nitelikte aylık prim ve hizmet belgesi vermeleri halinde, bu süreler için de sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilecektir.



5746 sayılı Kanun kapsamına?

1- Teknoloji merkezi işletmeleri,

2- ArGe merkezleri,

3- ArGe ve yenilik projelerinde faaliyet göstermekle birlikte, sözkonusu faaliyetleri kamu

kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar veya uluslararası fonlarca desteklenen işletmeler,

4- ArGe ve yenilik projeleri TÜBİTAK tarafından yürütülen işletmeler,

5-  Rekabet öncesi işbirliği projeleri bulunan işletmeler,

6- Teknogirişim sermaye desteği alan işletmeler,

7- 4691sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında ücreti gelir vergisinden istisna tutulan personel çalıştıran işletmeler,

girmektedir.

 



5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81 inci maddesinde öngörülen sigorta prim teşvikinden faydalanmak isteyen özel sektör işverenleri, Kurumumuza muaccel sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarının bulunmaması halinde, bağlı bulundukları Sosyal Güvenlik İl / Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerine müracaat etmeksizin e-Bildirge üzerinden 5510 sayılı Kanun türü seçmek suretiyle sözkonusu sigorta prim teşvikinden faydalanabileceklerdir.

 



5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde, muaccel sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçları bulunmakla birlikte, sözkonusu borçların çeşitli kanunlar gereğince yeniden yapılandırılmış veya 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine istinaden tecil ve taksitlendirilmiş olması ve yapılandırma veya taksitlendirme işlemleri devam ediyor olması kaydıyla, sözkonusu indirimden yararlanılabileceği öngörülmüştür. Bu bakımdan, muaccel borçları, 5458 sayılı Kanun gereğince ya da 5510 sayılı Kanunun geçici 24 ya da 25 inci maddelerine istinaden yeniden yapılandırılmış ya da 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine istinaden tecil ve taksitlendirilmiş olan işverenler, yapılandırma veya taksitlendirme işlemlerinin devam ediyor olması ve yapılandırma veya taksitlendirme kapsamına girmeyen muaccel sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarının da bulunmaması kaydıyla, aylık prim ve hizmet belgelerini 5510 sayılı Kanun türünü seçmek suretiyle Kuruma gönderebileceklerdir.



Afet nedeniyle prim borçlarının ertelenmesine Kurumca karar verilen işverenler, aylık prim ve hizmet belgesinin Kuruma gönderileceği tarihte muaccel sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarının bulunmaması, 5510 sayılı Kanun türü seçilmek suretiyle düzenlemiş oldukları aylık prim ve hizmet belgelerini Kuruma süresi içinde vermiş olmaları, ertelemeye tabi tutulmuş sigorta prim borçlarını erteleme süresi içinde ödemeleri kaydıyla beş puanlık prim indiriminden yararlanacaklardır.



 

4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi teşvikinden yararlanmak amacıyla yapılan başvurular üzerine,

- Aynı il sınırları içinde elli veya daha fazla sigortalı çalıştıran işyeri işverenleri primi işveren hissesi teşvikinden, kontenjan dahilindeki özürlü sigortalılardan dolayı % 100 oranında,                             kontenjan haricindeki özürlü sigortalılardan dolayı % 50 oranında,

- Korumalı işyeri işverenleri çalıştırdığı özürlü sigortalılardan dolayı % 100 oranında,

- Özürlü sigortalı çalıştırmakla yükümlü olmayan işverenleri ise çalıştırdığı özürlü sigortalılardan dolayı % 50 oranında istifade edeceklerdir.

 



Mevcut uygulamada sadece SSK'lılar için 50 YTL olarak ödenmekte olan emzirme ödeneğinin kapsamı yeni düzenleme ile genişletilerek,  Bağ-Kur'luları da kapsayacak şekilde; sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadına ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşine, sosyal taraflardan işçi, işveren ve emekli temsilcilerinin de bulunduğu Kurum Yönetim Kurulunca belirlenen Bakanlıkça onaylanan tarifeye göre emzirme ödeneği verilmesi imkanı getirilmiştir. 2008 yılının bitimine iki ay gibi bir süre kalması nedeniyle, emzirme ve cenaze yardımı ödenek miktarları değiştirilmemiştir.

1/1/2009 tarihi itibarıyla miktarlar yeniden belirlenecektir.



 

a)     Doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması,

b)     Bu süre içinde iş yerinde çalışmamış olması,

c)     Doğum olayının gerçekleşmiş olması,

d)     Kanunun 4/b kapsamında bulunan sigortalıların analıkları halinde genel sağlık sigortası dahil prim ve her türlü borçlarının ödenmiş olması,

Gerekmektedir.



Öncelikle sigortalı erkek için sigortalının doğum yapan kadınla Medeni Kanun hükümlerine göre doğumdan önce evlenmiş olması  gerekmektedir. Sigortalılığı sona eren sigortalıların işten ayrıldığı tarihten başlamak üzere 300 gün içinde çocukları doğarsa sigortalı kadın veya eşi analık sigortası haklarından faydalanacak sigortalı erkeğin analık sigortasından faydalanmaları için doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödemiş olması şartıyla emzirme ödeneğinden yararlanabilir.



İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle istirahatli bırakılan sigortalılarımızın istirahatli  bırakıldığı sürece geçici iş göremezlik ödeneği alabilmek için prim ödeme gün sayısı aranmamaktadır. 506 sayılı Kanunda, hastalık ve analık sigortasından dolayı istirahatli bırakılan sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği alınabilmesi için gerekli olan 120 gün prim ödeme şartı aranırken bu Kanunla hizmet akti ile çalışanlar için bu süre (4/a ) 90 güne indirilmiştir

İstirahatlı bırakılan sigortalıya bu süre içerisinde çalışmama koşuluyla,  iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik  ödeneği, yatarak tedavilerde Kanunun 17 nci maddesine göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise 2/3' ü üzerinden hesap edilecektir.



Kanunla, iş kazası ve meslek hastalığı hallerinde geçici iş göremezlik ödeneği alabilmek için hiç bir koşul öngörülmemektedir.

506 sayılı Kanunda, hastalık sigortasından geçici iş göremezlik ödeneği alınabilmesi için gerekli olan 120 gün prim ödeme şartı aranırken bu Kanunla 90 güne indirilmiştir. Ayrıca mevcut uygulamada SSK'da olduğu şekilde geçici iş göremezlik ödeneğinin;

Yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı,

Ayaktan tedavilerde ise üçte ikisi,

oranında verilmesi yönündeki düzenleme korunmuştur.



Bağımsız çalışanların sigortalılık bilgilerine bilgisayar ortamından erişilebilmekte iken güncel olmaması ya da kayıtdışı sigortalılık olabileceği düşünülerek resmi barkot çıktısı verilemediğinden sigortalılar veya vatandaşlarımız internet üzerinden bu bilgilere ulaşamamakta idi.Şu anda bu bilgilere internet üzerinden ulaşım sağlanmakta, bu nedenle il müdürlüklerimize müracaat etmeksizin işlem yapılabilmektedir.



1/10/2008 tarihinden önce 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde belirtilen işleri, hizmet akdiyle herhangi bir işverene tabi olmaksızın sürekli ve kazanç getirici nitelikte yapmakta olanlardan 1/10/2008 tarihinden sonra aynı şartlarla bu işleri yaptıkları tespit edilen kadın isteğe bağlı sigortalılar; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası primi ödeyebilecektir.



Anonim şirketlerin kurucu ortaklarından daha önce 1479 sayılı Kanunun 24 üncü maddesine tabi olarak sigortalı olanlardan sigortalılıklarını devam ettirmek isteyenlerin 1/10/2008 tarihinden itibaren altı ay içinde yazılı talep te bulunmaları halinde sigortalılıkları aynen devam ettirilecektir. Bu süre içerisinde talep te bulunmayanların sigortalılıkları ise 1/10/2008 tarihi itibariyle sona erecektir.



Yeni düzenleme ile; tarımsal faaliyette bulunanların asgari ücretin yarısı üzerinden prim ödeyerek 30 gün hizmet kazanmaları ve sağlık hizmetlerinden yararlanmaları imkanı getirilmiştir.



Yeni Kanunda topluluk sigortası uygulaması kaldırılmıştır.Topluluk sigortasına tabi gelir vergisi mükellefi bulunan avukat ve noterler 4 /b kapsamında sigortalı sayılmıştır.Avukat ve noterlerden gelir vergisi bulunmayanların sosyal güvenlikleri isteğe bağlı sigorta yoluyla devam ettirilebilecektir.Avukat ve noterler de zorunlu sigortalılık kapsamına alındığından bunlar da, doğal olarak genel sağlık sigortasına dahil olacaklardır.



Yeni düzenleme ile Türkiye'de yasal olarak ikamet edenlerden 18 yaşını dolduran ve talep te bulunanlar isteğe bağlı sigortalı olabilecektir. İsteğe bağlı sigortalı olmak için SSK'da aranan 1080 gün  ile Emekli Sandığında aranan 10 yıllık hizmet süresi şartları kaldırılmış ve bunlara genel sağlık sigortası primi ödemeleri suretiyle sağlık hizmetlerinden yararlanma, 30 günden az süreli işlerde çalışanlara da eksik sürelerini isteğe bağlı sigortalı olarak tamamlamaları imkanı getirilmiştir.

 



5510 sayılı Kanunun 50 nci maddesine göre, isteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye'de ikamet edenler ile Türkiye'de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşlarından; bu Kanuna tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmaması veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden az çalışması ya da tam gün çalışmaması, kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olması yahut 18 yaşını doldurmuş bulunması şartları aranmaktadır.



İsteğe bağlı sigortalı olanlar GSS primi de ödeyerek zorunlu olarak genel sağlık sigortası kapsamında sağlık hizmetlerinden yararlanacaklardır.Kanunun yürürlük tarihinden önce sistemde olanlar da zorunlu olarak genel sağlık sigortası kapsamına dahil edilecektir.



İsteğe bağlı sigorta giriş bildirgesiyle Kuruma müracaat eden sigortalıların isteğe bağlı sigortalılıkları, müracaatın Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden günden itibaren başlamaktadır.



Ay içerisinde 30 günden az çalışan sigortalıların aynı ay içerisinde isteğe bağlı sigortaya prim ödemeleri halinde, primi ödenen süreler zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün sayısına otuz günü geçmemek üzere eklenecek ve eklenen bu süreler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilecektir.



İsteğe bağlı sigortalılık; isteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunanların, primi ödenmiş son günü takip eden günden, aylık talebinde bulunanların, aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden, ölen sigortalının ölüm tarihinden itibaren sona erecektir.



Kanunun yürürlük tarihinden önce her üç kurumda da isteğe bağlı devam edenler, herhangi bir işleme gerek kalmadan 4/b kapsamında isteğe bağlı sigortalı olacaklardır.Kanunun yürürlük tarihinden önce sistemde olanlar, isteğe bağlı sigortaya devam etme ve sona erme açısından yeni Kanun hükümlerine tabi olacaklardır.



5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibariyle gerek Kanunun yürürlük tarihinden önce 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortaya prim ödeyenler, gerekse Kanunun yürürlük tarihinden sonra isteğe bağlı sigortalı olacakların hizmetleri 1/10/2008 tarihi itibariyle  4/b kapsamında değerlendirilecektir. Bu durumda, 1/10/20008 tarihinden önce SSK kapsamında isteğe bağlı prim ödeyerek 2829 sayılı Kanuna göre 1260 prim gün koşulunu doldurmaya çalışan sigortalıların  1/10/2008 tarihinden sonra da isteğe bağlı sigortaya devam etmeleri halinde bu hizmetler  4/b kapsamında sayılacağından, bu şekilde 4/a kapsamında emekli olmaları mümkün olmayacaktır. 4/a kapsamında emekli olmak isteyen söz konusu isteğe bağlı sigortalıların ancak hizmet akdiyle çalışmaları durumunda 1260 gün koşulunu doldurmaları mümkün olabilecektir.

 

5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları mülga 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmektedir



Mevcut uygulamada Bağ-Kur sigortalıları yönünden, çalışma gücündeki kayıp oranları %60'ın altında olan sigortalılar için hiçbir düzenleme yer almaz iken, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile çalışma gücündeki kayıp oranları %40 ila %59 arasında olan sigortalılara  yaş şartı aranmaksızın 16-18 yıl sigortalılık süresi ve 4320- 4680 gün prim ödemiş olmak kaydıyla yaşlılık aylığı bağlanma imkanı getirilmiştir.



Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primine tabi olarak 506 sayılı Kanun kapsamında çalışan emekliler,

Halen aktif olarak ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre çalışmakta iken 1/10/2008 tarihinden sonra emekli olup, hizmet akdine tabi olarak tekrar çalışmaya başlayanlar,

Daha önce emekli olup 1/10/2008 tarihinden sonra hizmet akdine tabi olarak çalışacak olanlar,

Kanunun geçici maddelerinde yapılan düzenleme ile prime esas kazançları üzerinden %30 oranında ( %7,5'i sigortalı hissesi, %22,5'i işveren hissesi ) sosyal güvenlik destek primi, işyerinin tehlike sınıf ve derecesine göre belirlenen ve %1 ila 6,5 arasında (işveren hissesi) olan kısa vadeli sigorta kolları primi ödenerek hizmet akdine tabi olarak çalışabilirler.



5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ilk defa çalışmaya başlayanlardan emekli olacaklar,  sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışamayacaklardır.



5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1/10/2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olup emekli olan sigortalılardan Kanunun 4 üncü  maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç olmak üzere diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayanların aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilerek bunlardan, almakta oldukları aylıklarının % 15'i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilerek çalışma imkanı getirilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından alacakları belgelerle doğrulamak kaydıyla -faaliyette bulunmadıkları süreler hariç olmak üzere- çalıştıkları süreler için, 2008 yılı için %12 sonraki yıllar için de 1'er puan artırılarak en fazla  %15 oranında sosyal güvenlik destek primi ödeyeceklerdir.



 

2008 yılı Ekim ayı başından önce sigortalı olanlar ile malullük veya yaşlılık  aylığı bağlananlar ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilecektir.

Ancak, tarımsal faaliyetlerde kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar hariç,  4 (b) kapsamında çalışmaya başlayanların sosyal güvenlik destek primleri, almakta oldukları yaşlılık ve malullük aylıklarından kesilecektir. Aylıklardan kesilecek sosyal güvenlik destek primi tutarı, 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren % 12, takip eden her yılın Ocak ayında bir puan artırılarak % 15'i geçmeyecek şekilde uygulanacaktır.

Kesilecek olan bu tutar, 4/b sigortalılarına ilgili yılın Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık aylığından alınabilecek sosyal güvenlik destek priminden fazla olmayacaktır.

Kanunun yürürlük tarihinden sonra yaşlılık ve malullük aylıklarından süresinde kesilmeyen sosyal güvenlik destek primi borçları için gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacaktır.



 

Mevcut uygulamada 506 ve 2925 sayılı Kanunlara tabi sigortalılarından iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az  % 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilenlere sürekli iş göremezlik geliri bağlanmakta iken, 5510 sayılı Kanunla  4/b kapsamındaki sigortalılara da iş kazası geçirmesi veya meslek hastalığına tutulması durumunda iş kazası ve meslek hastalığı geliri bağlanmasına imkan sağlanmış, sigortalıların ölümü halinde de hak sahiplerine yine bu sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması öngörülmüştür.



 

Mülga 1479 ve 2926 sayılı Kanunlarda ölüm aylığı almakta iken evlenen kız çocuklarına evlenme yardımı verilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmazken, 5510 sayılı Kanunla, bu Kanuna göre ölüm gelir veya aylığı almakta iken evlenen kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi öngörülmüştür.



 

Bağımsız çalışanlar için "Tehlike ve Sınıf Dereceleri" meslek kodları dikkate alınarak belirlenecektir.



 

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olanlar, aylık prim ve hizmet belgesi düzenlemeyeceklerdir. Bu sigortalılar aylık prime esas kazançlarını beyan etmek suretiyle bildireceklerdir.

Yapacakları beyana ilişkin prim ödemeleri, beyanlarının ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar yapmaları gerekmektedir.



 

Bağımsız çalışanların sigortalılıklarının sona ermesine ilişkin bildirimleri on gün içinde sigortalı işten ayrılış bildirgesiyle yapılacaktır.Bu kapsamda olanları sigortalı işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirmeyen kurum ve kuruluşlar hakkında aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacaktır.



 

Mevcut uygulamada Bağ-Kur sigortalılarından basamak sistemine göre % 40 oranında prim alınmakta idi. Yeni düzenleme ile bunların kazançlarıyla orantısız prim ödemelerine sebep olan basamak sistemi kaldırılarak,  prime esas kazancın aylık alt ve üst sınırı arasında beyan edecekleri prime esas kazançları üzerinden % 33,5-39 oranında prim ödemeleri öngörülmüştür.

Buna göre, sigortalıların tercihleri doğrultusunda beyan edecekleri prime esas kazançlar ne kadar yüksek olursa, aylıkları da o kadar yüksek bağlanacaktır.



 

Ayrıca, mevcut uygulamada Bağ-Kur'da herhangi bir geçici iş göremezlik ödeneği olmamasına rağmen yeni düzenlemede bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamında çalışanlara iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kolundan istirahatli bırakıldıkları günler için genel sağlık sigortası dahil prim ve her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu alması, şartıyla geçici işgöremezlik ödeneği ödenmektedir.

Öte yandan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının  (b) bendinin (1), (2) ve (4) alt  bentlerine tabi çalışanlara 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması ve  genel sağlık sigortası dahil prim ve her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla geçici iş göremezlik ödeneği imkanı getirilmektedir.

İstirahatlı bırakılan sigortalıya bu süre içerisinde çalışmama koşuluyla,  iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik  ödeneği, yatarak tedavilerde Kanunun 17 nci maddesine göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise 2/3' ü üzerinden hesap edilecektir.



 

Esnaf kadınlarımıza bu Kanunla ilk defa doğum öncesi ve doğum sonrasında iş göremezlik ödeneği verilmesi imkanı getirilmektedir.



 

Yeni düzenleme ile 4/b kapsamındaki sigortalıların iş kazası geçirmeleri halinde, bu sigorta kolundan Kanunda öngörülen tüm yardımlar yapılacaktır. Bunlar,  sağlık yardımlarının yapılması, geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, sürekli iş göremez duruma düşmesi halinde, sigortalının kendisine, ölümü halinde de hak sahiplerine gelir bağlanması ve cenaze ödeneği verilmesidir.

Öteyandan, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi ortağı, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortağı, diğer şirket ve donatma  iştiraklerinin ise tüm ortakları olan 4/b kapsamındaki sigortalı kadına isteği ve hekimin onayı ile doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışılması halinde, doğum sonrası istirahat süresine eklenen süreler için  geçici iş göremezlik ödeneği verilmemektedir.



 

 5510 sayılı Kanundan önce ya da sonra emekli olunması halinde emekli aylığı herhangi bir değişikliğe yol açmamaktadır.

 

Kamu görevlilerinden bu Kanunun yürürlüğünden önce iştirakçi olanların aylıkları 5434 sayılı Kanuna göre bağlanacağından Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra emekli olmaları hiçbir şekilde aylıklarını etkilemeyecektir.



 

Bu Kanundan önce bir süre memuriyeti bulunanların Emekli Sandığı Kanununda sayılan tüm hakları geçici maddelerle korunmaktadır. Bu sebeple eski haklarınızda herhangi bir geriye gidiş söz konusu olmayacaktır.



 

5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce bir süre memuriyeti bulunanların 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununda sayılan tüm hakları geçici maddelerle korunmaktadır. Bu sebeple eski haklarda herhangi bir geriye gidiş söz konusu olmayacaktır.Yine Kanunun yürürlük tarihinden önce Emekli Sandığından emekli aylığı almakta olanların mevcut aylıklarının aynen ödenmesine devam edilecektir. Aylıklarda herhangi bir azalma söz konusu değildir. Memur emeklilerinin aylıkları yine eskiden olduğu şekilde artırılmaya devam edilecektir.



 

Yaşlılık aylığına hak kazananlara, yetkili makamdan alınan emekliye sevk onayı üzerine görevleriyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır. Her ne şekilde olursa olsun görevinden ayrılmış ve daha sonra başka bir sigortalılık haline tabi olarak çalışmamış olanlar ile kontrol muayenesi sonucu aylığı kesilenlerden yaşlılık aylığına hak kazananlara ise istek tarihini takip eden, ay başından itibaren aylık bağlanır.



 

Kanunun yürürlük tarihinden önce iştirakçi olanların bütün hakları 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütüleceğinden, görev yapılan unvanlara ilişkin emekli aylığına bugün yansıtılan unsurlar ileride bağlanacak aylıklara da yansıtılacaktır.



 

Devlet memurları vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olmaları  halinde de malul sayılacakları gibi  vazifelerini yapabilecek durumda olmalarına rağmen çalışma gücünü % 60 oranında kaybedenlerde bu haktan yararlanacaklardır.



 

Bu Kanuna göre ilk defa (c) bendi kapsamında sigortalı olanlardan, herhangi bir nedenle çalıştığı işten ayrılan ve yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını doldurduğu halde malûllük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalıya, kendi adına bildirilen, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri güncellenerek toptan ödeme şeklinde verilir.



 

Bu Kanuna göre malullük sebebiyle emekli aylığı bağlanabilmesi için, en az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise, sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması ve çalışma gücünü % 60 oranında kaybettiğinin belgelenmesi halinde, yapılan toptan ödemenin  ihya edilmesi halinde malullük aylığı bağlanabilecektir.



 

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olanlardan, göreve  başlamadan önce alınmış, en az % 40 oranında özürlü olduklarını gösterir sağlık kurulu raporu bulunanlar ile en az yüzde 40 oranında doğuştan özürlü olduklarını belgeleyenler, yeni düzenleme ile, 15 yıllık hizmeti bulunması kaydıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklardır.



 

Devlet memurlarından çalışmaya başladıktan sonra sakatlanmış olanların bu Kanundan sonra, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının;

a) % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılması ve 16 yıl hizmetinin bulunması,

b) % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılması ve 18 yıl hizmetinin bulunması

halinde kendilerine Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre  aylık bağlanabilecektir



 

Meslekte kazanma gücünü kaybettiği anlaşılanlar ile çalışma gücünün en az % 60'ını kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilmesi gerekmektedir. Bu rahatsızlıkları sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce tespit edilmesi halinde haklarında malullük hükümleri uygulanmayacaktır.Malullükleri kabul edilenlerden talep leri üzerine, haklarında malullük hükümleri uygulanmaksızın malûllüklerinin mani olmadığı başka vazife veya sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılarak, sınıf veya görev değiştirenler, yeni görevlerinde herhangi bir mecburi yükümlülük süresine tabi değiller ise her zaman malulen emekliye ayrılma talebinde bulunabilme hakları mevcuttur. Malullük sigortasından aylığa hak kazanma koşulu; kamu görevlileri açısından 10 tam yıl hizmet süresinin bulunmasını gerektirmekte iken, yeni düzenleme ile malullük sigortasından aylığa hak kazanma koşulu;

-                      En az 10 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 1800 gün,

-                      Sigortalının başkasının bakımına muhtaç olması halinde belli bir sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün prim ödeme şartına bağlanmıştır.

Malullük sigortasında, sigortalıların prim ödeme gün sayısının 9000 günden az olması halinde aylık bağlama oranları 9000 gün üzerinden hesaplanacaktır. Ayrıca, malul sigortalının başkasının bakımına muhtaç olması halinde aylık bağlama oranı 10 puan artırılacaktır.



 

Ölen sigortalının  6 yıllık hizmet süresi bu Kanuna göre ölüm aylığı bağlanması için yeterli olduğundan, 1 Ekim 2008 tarihinden sonra yapılacak başvuru üzerine aylık bağlanabilecektir.

Önceki sosyal güvenlik mevzuatına göre; hizmet süresinin 10 yıldan az olması nedeniyle aylık bağlanamayan dul ve yetimlere ölenin  5 yıl hizmetinin bulunması halinde dul ve yetimlerinin 1 Ekim 2008 tarihinden sonra yapacakları başvuru üzerine kendilerine yapılan toptan ödemeyi bugünkü şartlara göre ihya etmesi halinde paranın yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanacaktır.



 

Kamu görevlisi olarak görev yapmakta iken vefat eden, ancak toplam hizmet süresi 10 yıldan az olması nedeniyle dul ve yetimlerine aylığı bağlanamayan kişinin, artık 1800 gün hizmetinin bulunması halinde. dul ve yetimlerinin 1 Ekim 2008 tarihinden sonra yapacakları başvuru üzerine, müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanacaktır. Ancak toptan ödeme şeklinde belli tutarda para alanlar hakkında ihya edilmek suretiyle işlem yapılması mümkün olabilecektir.



 

Hak sahiplerinin ölen adına borçlanacakları hizmetlerle birlikte beş yılı doldurmaları halinde kendilerine borçlanma tutarlarını  ödedikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanabilecektir.

 



 

5510 sayılı Kanundan önce Emekli Sandığı Kanununa göre bağlanmış aylıklar hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağından 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile bu durumdakilerin aylıkları kesilmeyecektir.



 

 

 

Evet, bu kanundan önce Emekli Sandığı Kanununa göre bağlanmış aylıklar hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağından Emekli Sandığından aylık almakta iken evlenen kız yetimlerin aylıktan çıkması durumunda diğer aylık alanların aylıkları yükseltilecektir.



 

 

Emekli Sandığı Kanunundaki şehit anne ve babalarına aylık bağlama koşulları aynen korunduğundan herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.



 

 

Bu kanundan önce Emekli Sandığı Kanununa göre bağlanmış aylıklar hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağından yetim aylığı alan eş, ana ve kızın evlenmesi halinde 12 aylık tutarında evlenme ikramiyesi ödenecektir.

Hizmet azlığı nedeniyle aylık bağlanamayan ancak bu Kanun uyarınca aylık bağlanmış kız çocuklarına almakta oldukları aylıkların 24 aylık tutarı miktarında ödenecektir.



 

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca ilk kez kamu  görevlisi olanlar sigortalı olacaklar ve bunlar;

a)Er veya erbaş olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçen sürelerini,

b) Personel mevzuatlarına göre aylıksız izinde geçen  sürelerini,

c) Sigortalı olmaksızın doktora öğreniminde veya tıpta uzmanlık için, yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğreniminde geçen sürelerini,

ç) Sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların (bitirenlerin) normal stajda geçen sürelerini,

d) Hekimler fahri asistanlıkta geçen sürelerini,

e) Seçim kanunları gereğince görevlerinden istifa edenlerin, istifa ettikleri tarih ile seçimin yapıldığı tarihi takip eden aybaşına kadar açıkta geçirdikleri sürelerini,

f) Fakülte veya yüksek okullarda kendi hesabına okuduktan sonra subay veya astsubaylığa nasp edilen veya yedek subaylık hizmetini takiben subaylığa geçirilenler ile fakülte ve yüksekokullarda kendi hesabına okuduktan sonra, komiser yardımcısı veya polis memuru olarak atananlar başarılı öğrenim sürelerini borçlanabileceklerdir.



 

 

2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanuna tabi hizmetleri olanlar ile ara vermeksizin 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalılığı devam edenlerle bunların hak sahiplerinin borçlanma talep leri, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılacaktır. Ayrıca 5510 sayılı Kanunda, daha önce tabi oldukları kanuna göre borçlanılabilecek süreler aynen korunmuştur.



 

 

Polis Akademisi ile fakülte ve yüksek okullarda, Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okumaya devam eden öğrenciler sigortalı olarak sayılmıştır.Böylece ilk defa bu Kanunla, Emniyet Hizmetleri Sınıfında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olanların, Polis Akademisinde geçen başarılı eğitim sürelerini borçlanmak suretiyle hizmetlerine ilave ettirmeleri imkanı getirilmiştir.

 



 

 İlk defa bu Kanunla; Kanunun yürürlüğe girmesinden önce üniversitelerin çeşitli fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okullarında kendi hesabına öğrenim yaptıktan sonra muvazzaf astsubay nasbedilenlerin sözü edilen okullarda geçen başarılı öğrenim sürelerini  borçlanmak suretiyle hizmetlerine ilave ettirmeleri imkanı getirilmiştir.



5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce kamu idarelerindeki görevlerinden ayrılanlardan, ayrıldıkları tarihte 5434 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre malullük veya emekli aylığı bağlanabilmesi için yeterli hizmet süresi bulunmayan ve görevden ayrıldıktan sonra herhangi bir sigortalılık haline tabi olarak çalışmamış olanların kendilerine, 2008 yılı Ekim ayı başından önce ölenlerin 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre, yeterli hizmet süresi bulunmadığı için aylık bağlanamamış olan dul ve yetimlerinin borçlanacakları hizmetleri ile birlikte prim ödeme gün sayısı bakımından Kanun hükümlerine göre aylığa hak kazanmaları ve müracaatları halinde, borçlanma işlemleri bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanuna göre hesap edilerek, kendilerine ödemenin yapıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren 5434 sayılı Kanun hükümleri uyarınca aylık bağlanacaktır.



 

5510 sayılı Kanunun Geçici 4. maddesi uyarınca; 5434 sayılı Kanuna göre iştirakçi iken gerek 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerekse yürürlüğe girdiği tarihten sonra görevinden ayrılanlar ile bunlardan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra devlet memuru olarak yeniden çalışmaya başlayanlardan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ve diğer personel kanunları ile kendi kuruluş kanunlarına göre Emekli Sandığı iştirakçisi olarak en az 10 yıl çalıştıktan sonra görevinden istifaen ayrılmış olanlar ya da müstafi sayılanlar görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren 6 ay içinde yazılı olarak müracaat etmeleri halinde eskiden olduğu gibi isteğe bağlı iştirakçilikleri sağlanacak ve bu süreler 4 /  c  kapsamında (memuriyet hizmeti gibi) değerlendirilecektir.



 

5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce, seçimler neticesinde belediye başkanı olarak görev yapmış ve emeklilik veya yaşlılık aylığı olanlardan, Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı Kanunun ek 68 inci maddesine göre makam tazminatı ve buna bağlı olarak temsil veya görev tazminatı ödenenler hariç olmak üzere makam ve temsil veya görev tazminatı ödenecektir.



 

 

a)                  1.10.2008 tarihinden önce, seçimle belediye başkanlığı yapmış olmaları,

b)                  Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını ve her ikisi için de 25 hizmet yılını tamamlamaları veya kadın ve erkek her ikisi için de 15 hizmet yılı ile 61 yaşın doldurulmuş olması,

c)                  Belediye Başkanlığı görevinde geçen sürelerinin iki yıldan fazla olması gerekmektedir.



 

 

Kanunun geçici 4 üncü maddesinde öncelikli olarak makam tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde toplam iki yıl bulunma şartı aranmaktadır. Bu itibarla, Kanunun yürürlük tarihinden önce vefat edenler için iki yıl belediye başkanlığı görevinde bulunma şartı aranırken, belediye başkanı iken vefat edenlerde makam tazminatı veya yüksek hakimlik tazminatına müstehak görevlerde iki yıl bulunma şartı aranmamakta, ancak ölüm halinin makam tazminatına müstehak bir görevi sürdürmekte iken gerçekleşmiş olması hususuna dikkat edilmektedir.

Buna göre;

- 2008/Ekim tarihinden önce vefat edenlerden, belediye başkanı olarak iki yıl görev yapmış ve bu görevlerine seçimle gelmiş olanların hak sahiplerine; 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren,

- 2008/Ekim tarihinden sonra belediye başkanı görevini sürdürmekte iken vefat edenlerin hak sahiplerine, bu görevlerini iki yıl süre ile yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, vefat tarihini takip eden aybaşından itibaren,

söz konusu tazminatlar ödenecektir.



 

5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinde Kanunun yürürlük tarihinden önce, seçimler neticesinde belediye başkanı olarak görev yapmış olup, sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık aylığı veya malullük aylığı almakta olanlar ile daha sonra emekli olacaklardan 5434 sayılı Kanunun mülga 39 uncu maddesindeki şartları yerine getirenlere, yine 5434 sayılı Kanunun mülga ek 68 inci maddesinde belirtilen şartlar da dikkate alınarak, emsali belediye başkanının almakta olduğu makam tazminatı ve buna bağlı olarak temsil veya görev tazminatı tutarının ödeneceği öngörülmüş olup, söz konusu tazminatların ödenmesi için,

Malullük ve yaşlılık aylığı alanların;

- 2008/Ekim tarihinden önce belediye başkanı olarak görev yapmış olmaları veya halen bu görevi yapıyor olmaları, bu görevlerine seçimle gelmeleri ve bu görevlerini en az iki yıl sürdürmeleri,

- Kadın ise 58, Erkek ise 60 yaş ve 9000 gün veya kadın ve erkek için 61 yaş ve 5400 gün şartlarını yerine getirmeleri,

gerekmektedir. Malullük aylığı bağlanan veya bağlanacak olanlar için kadın ise 58, erkek ise 60 yaş ve 9000 gün veya kadın ve erkek için 61 yaş 5400 gün şartları aranmayacaktır.

Ölüm aylığı bağlanan veya bağlanacak olan hak sahiplerinin;

- Kanunun yürürlük tarihinden önce vefat edenler için, iki yıl belediye başkanlığı görevinde bulunmaları,

- Belediye başkanı iken vefat edenler için, makam tazminatı veya yüksek hakimlik tazminatına müstahak görevlerde iki yıl bulunma şartı aranmaksızın ölüm halinin makam tazminatına müstahak bir görevi sürdürmekte iken gerçekleşmiş olması,

şartları aranmaktadır.



 

5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce emekli aylığı almakta olanlardan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilecektir.



 

Aylıkları kesilmeyecektir. Ancak devlet memuriyetine başlaması halinde uzun vadeli sigorta kolları, 4/a ya da 4/b kapsamındaki bir işe başlaması halinde ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanacaktır. İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulananların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde, bu isteklerini Kuruma bildirdikleri tarihi takip eden ay başından itibaren, haklarında uzun vadeli sigorta kolları da uygulanacaktır ve tarafınızdan hiçbir şekilde genel sağlık sigortası primi alınmayacaktır.



 

 

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra; Bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilir.



 

 

Vazife malûlleri ile harp malûllerinin 4/c kapsamında çalışmaya başlamaları halinde harp malûllüğü zammı hariç aylıkları kesilecektir. Vazife malûllerinden 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık bağlananların aylıkları Kanunun 4/c sine  tabi sigortalı olarak çalışmaya başlamaları  halinde  kesilmeyecektir. 2330, 3713 sayılı Kanunlara göre vazife malûllüğü aylığı ile harp malûllüğü aylığı bağlanmış olanların Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında göreve başlamaları halinde ise  aylıkları kesilmeyecektir.



 

 

 

T.C. Emekli Sandığına tabi bir görevde bulunmakta iken özelleştirme  programına alınan kurum ve kuruluşlarda çalışan ve diğer kamu kurum kuruluşlarına nakledilmeyerek çalışmaya devam eden personel zorunlu olarak,

Özelleştirme programına alındıktan sonra bu kuruluşlarda emeklilik hakkı tanınan kadro ve pozisyonlara atananlar ise istekleri halinde,

5434 sayılı Kanunun Ek 71. maddesine göre ilgilerini devam ettireceklerdir.  Ancak, bu kuruluşlardan özelleştirilmeleri sonucu sermayelerindeki kamu payı %50'nin altına düşenler ile bunlardan satılan veya devredilenlerde T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalışan personelden isteyenlerin Sandıkla ilgileri devam ettirilecek, kamu payının % 50' nin altına düştüğü tarihten sonra atananlar ise Emekli Sandığı ile ilgilendirilmeyecektir.

 

4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi uyarınca ise özelleştirme programına alınan kuruluşlarda çalışan personelden kamu kurum ve kuruluşlarına atanacak olan personelin eski kurumları ile ilişkilerinin kesileceği tarihe kadar geçecek süredeki, aylık ücret, sosyal hak ve yardımlar ile her türlü özlük haklarının özelleştirme fonundan ödenmesi ve bunlardan 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmakta olanların bu süre içinde 5434 sayılı Kanuna göre kurulan ilgilerinin devam ettirilmesi, nakil işleminden sonra ise personelin, atandığı kurumun mevzuatına tabi olması gerekmektedir. Buna göre, 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesi kapsamında bulunan bir kurumda 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmakta iken kurumun özelleştirilmesi sonucu 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi uyarınca başka bir kamu kurum veya kuruluşlarına atananların atandıkları kurum veya kuruluş 5434 sayılı Kanun kapsamında olan ve kadro ihdası yapılmış bir kurum olması halinde, atananlar 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklardır. Aksi taktirde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.



 

 

4/c kapsamında sigortalı çalıştıran işverenler, örneği tebliğ ekinde yer alan işyeri bildirgesini, en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma vermeleri gerekmektedir.

4/c bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenler, işyeri bildirgesini e-sigorta ile Kuruma göndermek zorundadır. Elektronik ortamda düzenlenerek gönderilen işyeri bildirgesi bilgisayardan alınan sıra numaralı çıktısı ıslak imza ile onaylanarak Kuruma verilecektir.

Aynı kamu kurum ve kuruluşunda, 4/a ve c bentleri kapsamında sigortalıların çalıştırılması halinde, 4/a sigortalıları için ayrı 4/c sigortalıları için ayrı işyeri bildirgesi düzenlenerek ayrı ayrı işyeri dosyası tescil ettirileceklerdir.



 

 

Kamu idarelerinde ilk defa işe başlayan devlet memurlarının göreve başladıkları tarihten itibaren 15 gün içerisinde "Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi" ile bildirimi yapılacaktır.Sigortalı işe giriş bildirgesinin yasal süresinde Kuruma verilmemesi halinde Kanunda idari para cezası uygulanması öngörülmemiştir.



 

 

Geçiş süresince kamu idarelerinin tescili ve görev yapan devlet memurlarının sigortalılık işlemleri Sosyal Güvenlik Kurumu merkez teşkilatının ilgili birimlerince yürütülebilecektir.

halinde Kanunda idari para cezası uygulanması öngörülmemiştir.



 

 

1-6/10/2008 tarihinde ilk defa 4/c kapsamında sigortalı olarak göreve başlayan memurların emekli kesenek ve kurum karşılıkları ile primleri;

-Aylıklarını 1'i ile ayın sonu arası için hak edenler bakımından  primleri  5510 sayılı kanun hükümlerine göre,

-Aylıklarını her ayın 15'i ile müteakip ayın 14'ü arası için hak edenler bakımından 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit edilecektir.

2-5510 sayılı Kanuna göre ilk defa 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olacaklara kurumlarınca ödenen tazminat ve ek ödemelerden sadece 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde sayılan;

a-) Makam, temsil ve görev tazminatları,

b-)657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen tazminatlar (bölge, kurum, birim, çalışma mahalli, görevin niteliği ve benzeri kriterlere dayalı olarak asıl tazminatlara ilave, ek veya ayrıca ödenen tazminatlar hariç),

c-) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 17 nci maddesinin (A) bendinde yer alan cetvelde belirtilen oranlar üzerinden ödenen hizmet tazminatı (28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanun ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Kanuna göre tazminat veya üniversite ödeneği alanların sadece rütbelerinin karşılığı hizmet tazminatları),

d-) 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 12 nci maddesi uyarınca ödenen üniversite ödeneği,

e-) 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödenen ek ödeme,

tutarları prime esas kazanca dahil edilecek olup bunların dışında yapılan diğer tazminat ve ek ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.

3 -5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin 12 numaralı bendinde ücret, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmıştır. 

4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde ise, genel anlamda bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların yukarıda açıklanan ücretlerinin prime esas kazanca dahil edilebilmesi için Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre hak edilmesi yeterli olup, sigortalıların ay içindeki prime esas kazanç tutarlarının hesaplanması sırasında, sözkonusu ücretlerin, ödenip ödenmediğine veya ne zaman ödendiğine bakılmaksızın, hak edildiği ayın prime esas kazancına dahil edilmek suretiyle prime tabi tutulması gerekmektedir.

Buna göre,  4/a kapsamında olan kişilerin aldıkları ek ödeme ücret niteliğinde olduğundan , hak edilen ayın kazancına dahil edilecektir.



 

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına çalışanların kesenek ve karşılıkları, fiilî hizmet zammı ve itibari hizmet süresi karşılıkları ile %100 artış farkları hakkında Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılacağından, aylıklarından herhangi bir şekilde fazla kesenek kesilmesi söz konusu değildir.

Halen memur olarak çalışanların aylıklarından bugüne nazaran genel sağlık sigortası için daha fazla kesenek kesilmeyecektir. Bu durumdakiler için her ay % 12 oranında Genel sağlık sigortası primi çalıştıkları kamu idarelerince ödenecektir.



 

 

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran kamu idarelerinin işyeri tescili yapılan her  tahakkuk dairesi/harcama birimi, aylık prim ve hizmet belgelerini internetten göndereceklerdir.

5510 ve 5434 sayılı Kanunlarda prime esas kazançlar ile emekli keseneğine esas aylıklar ve prim oranları farklı olarak tespit edildiğinden aylık prim ve hizmet belgeleri 5510 sayılı Kanundan önce ve sonra  memur olanlar için ayrı ayrı verilecektir.



 

Bu durumda olan 4/c kapsamındaki sigortalıların emekli kesenekleri ve  kurum karşılıkları ile prim tutarları  ek mahiyetteki aylık prim ve hizmet belgesi ile geçmişe dönük maaş ödemesinin yapıldığı tarihi takip eden 15 gün içinde internet ortamında Kurumumuza  gönderilecektir.



 

 

İnternetten göndermiş olduğunuz Aylık prim ve hizmet belgesinin dökümünü ve tahakkuka ait raporu "Kesenek Bilgi Sisteminin"  "Tahakkuk Bilgileri" bölümünden görüntüleyebilir, yazdırabilir ve tahakkuk tutarlarına ait bildirge numaralı raporu tekrar alabilirsiniz.



 

5510 sayılı Kanuna göre ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalılara ilişkin aylık prim ve hizmet belgesini,

a) Her ayın 15'i ile müteakip ayın 14'ü arasındaki maaşını ayın 15'inde peşin alan sigortalılar için maaş ödemelerinin yapılması gereken takvim ayının son gününe kadar,

b) Her ayın 1'i ile 30'u arasındaki maaşını ayın 1'inde peşin alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken ayın 15'inci günü sonuna kadar,

c) Her ayın 15'i ile müteakip ayın 14'ü arasındaki maaşını müteakip ayın 15'inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken takvim ayının son gününe kadar,

d)  Her ayın 1'i ile 30'u arasındaki maaşını müteakip ayın 1'inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için maaş ödemelerinin yapılması gereken ayın 15'inci günü sonuna kadar,

her bir maaş ödeme dönemi için ayrı ayrı Kuruma vermekle yükümlüdür.



 

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının sona erdiği tarihin ilgili kurum ve kuruluşlarca sigortalı işten ayrılış bildirgesiyle on gün içinde Kuruma bildirilmesi zorunludur.Bu kapsamda olanların sigortalı işten ayrılış bildirgesiyle Kuruma bildirilmemesi halinde Kanunda idari para cezası uygulanması öngörülmemiştir.



 

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıkları;

1) Ölüm halinde veya aylık bağlanmasını gerektiren hallerde, görev aylıklarının kesildiği tarihi takip eden aybaşından,

2) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde belirtilen yaş hadleri ile sıhhi izin sürelerinin doldurulması halinde ise bu süre ve hadlerin doldurulduğu tarihleri takip eden aybaşından,

3) Diğer hallerde ise görevden ayrıldıkları tarihten,

itibaren sona erecek ve haklarında hazırlanacak sigortalı işten ayrılış bildirgesi, sigortalılığın sona ermesini takip eden on gün içinde düzenlenerek kamu idarelerince "e-Sigorta" yolu ile Kuruma bildirilecektir.

Yer değiştirme suretiyle bir kurumdan diğer bir kuruma nakledilenler hakkında sigortalı işten ayrılış bildirgesi ile gerekli bildirimler yapılır. Bu sigortalıların, malullük veya yaşlılık aylığı bağlanması talep lerinde kurumlarınca emekliye sevk onayı, ölüm halinde (tahsis talep lerinde) ise sigortalı işten ayrılış bildirgesi gönderilmesi yeterlidir.



 

5510 sayılı Kanuna tabi 4/c sigortalıları için kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.Dolayısıyla geçici iş göremezlik ödeneği alamayacaklardır.



 

 

Ücret, Prim, İkramiye Ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik 18/11/2008 tarihli 27058 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, 1/1/2009 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecektir.



 

 5953 sayılı Kanuna tabi olarak Türkiye genelinde en az 10 gazeteci çalıştıran işverenler, çalıştırdıkları gazeteciye o ay içinde yapacakları ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkak ödemelerinde,  bu ödemelerin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemek zorundadırlar.



 

  Gazeteciye yapılan ödemeleri bankalar aracılığıyla yapmayan bu işverene, 5953 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, her bir gazeteci için, binbeşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.



 

Bu işverenler,  çalıştırılan gazeteci sayısı ile işçi sayısı toplamının en az 10 olması durumunda, çalıştırdıkları gazeteci ve işçiye o ay içinde yapacakları ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkak ödemelerinin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemek zorundadırlar.



 

 

İşyerleri ve işletmelerinde İş Kanunu hükümlerinin uygulandığı  işverenler ile üçüncü kişiler, Türkiye genelinde çalıştırdıkları işçi sayısının en az 10 olması hâlinde, çalıştırdıkları işçiye, o ay içinde yapacakları ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkak ödemelerinin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemek zorundadırlar.



 

 

 İşçiye, İş Kanunundan veya toplu iş sözleşmesinden veyahut iş sözleşmesinden doğan alacaklarını, bu Yönetmelik kapsamında zorunlu tutulduğu hâlde bankalar aracılığıyla ödemeyen işverene veya işveren vekiline veyahut üçüncü kişiye, her işçi ve her ay için yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası verilecektir.



 

Eski kamu görevlilerinin sağlık yardımları üç yıla kadar 5510 sayılı Kanundan önceki  mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilecektir.Başka bir ifade ile  üç yılı geçmemek kaydıyla belirlenecek tarihe kadar sağlık yardımlarının kamu idarelerince sağlanmasına devam edilecektir. Devir tarihi ayrıca duyurulacaktır.



 

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte bakmakla yükümlü olarak sağlık yardımlarından yararlanan kız çocukları, durumlarında değişiklik oluncaya kadar kız çocuğu olarak bakmakla yükümlü sıfatı ile tedavi yardımlarından yararlanmaya devam edeceklerdir.



 

Prim ödeme yükümlüsü olduğu halde sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarih itibariyle 60 günden daha az prim borcu bulunanların sağlık hizmetlerinden yararlanmaması söz konusu değildir. Ayrıca, 18 yaşını doldurmamış olan kişiler, tıbben başkasının bakımına muhtaç olan kişiler, acil haller, iş kazası ile meslek hastalığı halleri, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar, koruyucu hekimlik hizmetlerinde, analık hallerinde, afet ve savaşta ve grev ve lokavt durumlarında prim borcuna ve prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın tedavileri sağlanmaktadır.



 

1479 sayılı Kanunda esnaf ve sanatkarlar ile ailelerinin sağlık yardımlarından yararlanmaları için hiç prim borcu olmaması gerekmekte iken tasarı ile prim ödeme yükümlülükleri, takip eden aydan başlatılmak ve 1 ay prim borcunu aksatmaları durumunda dahi sağlık yardımlarından yararlanma imkanı getirilmiştir.



 

Mevcut uygulamada işsizlik ödeneği ödenen sürelerde sigortalılar hastalık sigortası yardımlarından yararlanmaktadırlar. Kanunda işsizlik ödeneği ödenen sigortalılar genel sağlık sigortalısı sayılmakta ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler de genel sağlık sigortası yardımlarından yararlanabilme imkanına kavuşmaktadırlar. Bunların genel sağlık sigortası primleri Türkiye İş Kurumu tarafından ödenecektir.



 

Genel sağlık sigortalılığı;

a) Yeşil kart veren merkezler yerine doğrudan Kuruma başvuranlardan, Kurumun yönlendirmesi sonucunda bu merkezlerce yapılan gelir testine göre yeşil kart verilmesi uygun görülmeyenlerin, Kuruma başvuru tarihinden,

b) Yeşil kart veren merkezlere başvurduğu halde, bu merkezlerce yeşil kart verilmesi uygun görülmediği bildirilenlerin, yeşil kart veren merkezlere yaptıkları başvuru tarihinden,

c) Kurumun bilgilendirmesine rağmen, gelir testi yaptırmak istemediğini beyan eden kişilerin 5510 sayılı Kanunun 82 inci maddesi gereğince asgari ücretin iki katı üzerinden primleri tahakkuk ettirilmek üzere Kuruma yaptıkları başvuru tarihinden,

itibaren başlar.



 

 

Kamu idarelerinde çalıştırılan sigortalılardan iş sözleşmesi askıda kalanlar,  4046 sayılı Kanunun kapsamında iş kaybı tazminatı alanlar,  Türk işverenlerin yurt dışındaki işyerlerinde çalışan Türk işçileri, evlenme ödeneği alan kız çocukları, akit ülkelerden sağlık yardım hakkını kazanmış olanlardan Türkiye'de geçici veya daimi olarak bulunanlar,  5510 /45 -1fıkrası kapsamında sayılan kişiler,  Kanunun 41/c bendine tabi olanlardan aylıksız izin sürelerini bir yıla kadar kullananlar genel sağlık sigortası kapsamındadırlar.



18 yaşın altında bulunanların ise ana ve babalarının genel sağlık sigortalılıkları tescil edilerek bunlar üzerinden bakmakla yükümlü olunan kişi sıfatıyla sağlık yardımı almaları sağlanacaktır. Sadece MEDULA sistemi üzerinden  çocukların ana veya babalarının kimlik bilgileri alınarak, geçici tescilleri yapılacak, müracaatları halinde de müracaat tarihinden itibaren tescilleri yapılarak genel sağlık sigortalılıkları başlatılacaktır.18 yaşından küçük çocuklar, ana ya da babanın tescil edilmiş olmasına bakılmaksızın 18 yaşın dolduğu tarihe kadar genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişidir.



 

a) Bakmakla yükümlü kişi olarak genel sağlık sigortalısı olan ana ve babaların 18 yaşın altındaki çocukları.

b)                 Primlerini ödeyememiş olan ana ve babaların, çocukları 18 yaşını dolduruncaya kadar genel sağlık sigortalısıdır.

c) Ana ve babası olmadığı halde SHÇEK hizmetlerinden faydalanmayan çocuklar,

d) Nüfus kayıt işlemleri yapılıncaya kadar yeni doğan çocuklar genel sağlık sigortalısı sayılırlar.

 



 

Sağlık hizmetleri paralı hale getirilmemektedir. 15 Haziran 2007 tarihinden önce Bağ-Kur ve SSK'lılar özel hastanelerden kısıtlı olarak yararlanmaktaydılar. 15 Haziran 2007 sonrasında Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı mensupları eşit olarak özel hastanelerden yararlanmaya başladılar.

Bu Kanunda sigortalılar esas itibariyle herhangi bir ücret ödemeden sözleşmeli sağlık kuruluşlarından yararlanabileceklerdir.

Ancak;

Kamu sağlık kuruluşları standart hizmetler dışında kalan otelcilik hizmeti ve öğretim üyesi ücreti için ilave ücret alabileceklerdir.

Sözleşmeli özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitelerinin alabileceği ilave ücretlerin tavanını Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmet bedellerinin bir katına kadar olmak üzere Bakanlar Kurulu belirleyecek, Kurum da bu sınır içinde yeni bir tavan belirleyebilecektir.

Kurum, ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetlerini belirleyebilecektir. (Yoğun Bakım, Göz Hastalıkları, Kalp ameliyat ve girişimleri vb)

Mevcut uygulamada sağlık tesisleri, hastanın veya yakınının önceden yazılı onaylarını almak kaydıyla tavanı olmayan ilave ücret talep edebilmekteyken Kanun ile bu tavan %30 ile sınırlanmıştır. Sağlık tesislerinin mutlak %30 ilave ücret almaları şartı da bulunmamaktadır. Bugün olduğu gibi birçok sağlık tesisi hiç ilave ücret almadan hastaları tedavi edeceklerdir. Kamu sağlık kuruluşlarınca herhangi bir ilave ücret (otelcilik hizmetleri ile öğretim üyesi ücreti dışında ) ödemeden sağlık hizmeti vereceklerdir.



 

Yeni düzenleme ile mevcut uygulamaya paralel olarak; ayakta tedavilerde hekim ve diş hekimi muayenesinde, ortez, protez, iyileştirme araç ve gereçleri ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlardan  katılım payı alınması öngörülmüştür.



 

Sigortalılar sözleşmeli kamu ve özel sağlık hizmeti sunucularından istediklerine müracaat edebileceklerdir. Kaldı ki acil hallerde sözleşmesiz sağlık kuruluşlarına da gidilebilecektir.



 

Yeni düzenleme ile sağlık sigortası bakımından  bakmakla yükümlü olunan çocukların en fazla 25 yaşına kadar bu haklardan yararlanacağı öngörülmekle birlikte, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sağlık yardımlarına müstahak olanların durumlarında değişiklik olana kadar mevcut haklarının verilmesine devam edilecektir.

Ayrıca, kız çocukları isteğe bağlı sigorta kapsamında sağlık primlerini ödeyebileceği gibi prim ödeme gücünden yoksun iseler 60 ıncı madde kapsamında primleri devlet tarafından ödenerek sağlık yardımlarından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.



 

 

Genel sağlık sigortasında sigortalılar esas itibariyle herhangi bir ücret ödemeden sözleşmeli sağlık kuruluşlarından yararlanabileceklerdir.

Ancak; kamu sağlık kuruluşları standart hizmetler dışında kalan otelcilik hizmeti ve öğretim üyesi ücreti için ilave ücret alabileceklerdir. Sözleşmeli özel sağlık kuruluşları ise belirlenen sınır dahilinde ilave ücret alabileceklerdir.

Acil hallerde sözleşmesiz sağlık kuruluşlarına yapılan müracaatlarda, tedavi bedelleri Kurumca karşılanacaktır. Bu durumda, sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık kuruluşları ilave ücret alamayacaklardır.



1986 yılından bu yana kendi nam ve hesabına çalışan sigortalılardan, aktif sigortalılık döneminde 10 yıldan daha az süreyle sağlık sigortası primi ödeyerek emekli olanların, sağlık sigortası primi ödeme süresini 10 yıla tamamlayacak şekilde aylıklarından % 10 oranında kesinti yapılmaktadır.

Bu uygulama aktif sigortalılık döneminde 10 yıl sağlık sigortası primi ödemiş olanları kapsamamakta, dolayısıyla bunların aylıklarından herhangi bir kesinti de yapılmamaktadır.

Bu Kanunla da mevcut uygulamanın devamı öngörülmüştür.



Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı brüt asgari ücretin 1/3'ünden az olan vatandaşımız genel sağlık sigortası kapsamında bulunmaktadır. 3816 sayılı Kanunda net asgari ücretin 1/3'ü esas alınırken Kanunda vatandaşlarımızın lehine olarak brüt asgari ücretin 1/3'ünün esas alınması öngörülmüştür.



 

Kamu tarafından bedeli ödenecek ilaçlar, Sağlık ve Maliye Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumu temsilcilerinden oluşan Ödeme Komisyonu tarafından belirlenmektedir. İlaç firmaları, Sağlık Bakanlığınca imal veya ithal ruhsatı ile satış izni verilen ilaçları için başvurularını Sosyal Güvenlik Kurumuna yapmaktadırlar. Başvurular öncelikle Tıbbi ve Ekonomik Değerlendirme Komisyonunda değerlendirildikten sonra karar Ödeme Komisyonu tarafından verilmekte ve Kurum Başkanı tarafından da onaylanmaktadır.



 

 

5510 sayılı Kanun ile birlikte ilk kez sağlık primlerinde Devlet katkısı getirilmiştir.

1.                  Aile içi kişi başına düşen geliri asgari ücretin 1/3'den az olan vatandaşlar,

2.                  İstiklal madalyası alanlar,

3.                  Vatani hizmet aylığı alanlar,

4.                  Terörle mücadele aylığı alanlar,

5.                  Harp malulleri,

6.                  Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bakılacak çocuklar,

7.                  Köy korucuları

8.                  Başarılı sporcuların (Dünya, Olimpiyat ve Avrupa şampiyonları)

genel sağlık sigortası primleri devlet tarafından karşılanacaktır.



 

Aşağıdaki hallerde katılım payı alınmaktadır.

a) Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi.

b) Ortez, protez, iyileştirme araç ve gereçleri.

c) Ayakta tedavide sağlanan ilaçlar.

d) Yardımcı üreme yöntemi tedavileri.



 

 

Ayaktan tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payları;

a) Kurumdan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler için gelir ve aylıklarından,

b) Aktif çalışanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler için Kurumla sözleşmeli eczanelerden tahsil edilmektedir.

Eczanelerden tahsil yönteminin getirilmesindeki amaç hastaneler deki katılım payı ödenmesi aşamasındaki kuyrukların önlenmesi ve vatandaş mağduriyetinin giderilmesidir. Kurumla sözleşmeli resmi ve özel sağlık kurum kuruluşu sayısı 2.804 iken 22.576 sözleşmeli eczane mevcuttur.

2008 yılı ilk 9 aylık ortalamada günlük ayaktan poliklinik sayısı 750.000 dir. Günlük 750.000 ayaktan poliklinik muayenesi katılım payının 2804 sağlık kurum ve kuruluşundan tahsil edilmesi durumunda sağlık hizmet sunucularında uzun kuyruklara neden olacağı, kişilerin hastanelerdeki zamanının büyük bir bölümünü yalnızca katılım payı ödemek için harcayacağı bu durumun uygulamada hastalar açısından büyük rahatsızlıklar doğuracağı aşikârdır. Bu nedenle eczanelerden tahsil edilmesi yoluna gidilmiştir.

Katılım payları faturalandırılmış muayeneler üzerinden tahsil edilmektedir.



 

 

a.                  İş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan sigortalıdan, bu durumları nedeniyle sağlanan sağlık hizmetleri,

b.                  Askerî tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetleri, afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetleri, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri, sağlık raporu ile belgelendirilmek şartıyla; organ, doku ve kök hücre nakline ilişkin sağlık hizmetleri için,

c.                  3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişilerden,

d.                  2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişilerden,

e.                  1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun        hükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler ile bunların eşleri ,

f.                   2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

g.                  Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu          kapsamında aylık alanlar,

h.                  Vazife malûlleri,

i.                    Birinci basamak sağlık hizmeti sunucularında yapılan muayenelerde,

j.                    Sağlık Bakanlığınca aile hekimliği sözleşmesi yapmış aile hekimi muayenelerinde,

k.                  Diyaliz merkezleri ve Sağlık Bakanlığından ruhsatlı diğer özelleşmiş tedavi merkezleri,

l.                    Refik Saydam Hıfzıssıhha Laboratuarları,

m.                Tanı, tetkik ve görüntüleme merkezleri ile laboratuarlar,

i.                        Kurumca yetkilendirilen işyeri hekimlerinden muayene katılım payı alınmaz.



 

 

 

a)                 İş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan sigortalıdan, bu durumları nedeniyle sağlanan sağlık hizmetleri için

b)                 Askerî tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetleri için

c)                 Afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetleri için

d)                 Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri için

e)                 Sağlık raporu ile belgelendirilmek şartıyla; organ, doku ve kök hücre nakline ilişkin sağlık hizmetleri için

f)                   3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişilerden,

g)                 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişilerden tıbbi malzeme katılım payı alınmaz.

h)                 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler ile bunların eşleri,

ı) 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

i)                    Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar,

j) Vazife malûllerinden tıbbi malzeme katılım payı alınmaz.



 

 

Daha önceki uygulamada sigortalılardan protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri için belli miktarlarda katılım payı alınmaktadır. Yeni düzenleme ile bu konuda genel anlamda herhangi bir değişiklik yapılmamış olup, söz konusu hizmetlerden katılım payı alınmaya devam edilecektir.

Yapılan yeni düzenlemede, 3713 sayılı Kanuna göre aylık bağlanmış malûller ile aynı Kanun kapsamına giren olaylar sebebiyle vazife malûllüğü aylığı alan er ve erbaşların sağlık kurulu raporuyla ihtiyaç duydukları her türlü ortez/protez ve diğer iyileştirici araç/gereçler için herhangi bir katılım payı veya fark alınmaksızın ve kısıtlama getirilmeksizin karşılanması yönünde düzenleme yapılmıştır.



 

 

a)                 İş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan sigortalıdan, bu durumları nedeniyle sağlanan sağlık hizmetleri için

b)                 Askerî tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetleri için

c)                 Afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetleri için

d)                 Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri için

e)                 Sağlık raporu ile belgelendirilmek şartıyla; organ, doku ve kök hücre nakline ilişkin sağlık hizmetleri için

f)                   3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişilerden,

g)                 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişilerden,

h)                 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler ile bunların eşleri,

ı)   2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

i)                    Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar,

j)                   Vazife malûlleri

k)                  Sağlık raporu ile belgelendirilmek şartıyla SUT eki "Hasta Katılım Payından Muaf İlaçlar Listesi" nde (EK-2) yer alan ilaçlar  ( Kanser tedavileri, kronik hastalıklar)



 

 

Koruyucu sağlık hizmetlerinden Kurumca finansmanı sağlanacak erken tanı ve tedaviye yönelik sağlık hizmetleri ve şartları şunlardır;

A. Genetik hastalıkların prenatal ve/veya postnatal tanısı için yapılan tetkikler,

B. Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) tarafından, kanser erken tanı kapsamında yapılan işlemler;

(1) KETEM tarafından yapılmak şartıyla;

a) KETEM tarafından sürdürülen "Kadınlarda meme kanseri tarama programı" kapsamında 50-69 yaş arası kadınlara;

1)     Her yıl yapılacak muayene,

2)     2 yıl aralıklarla yapılacak mammografi çekimi,

3)     Gerek görülen vakalarda meme ultrasonografisi,

b) KETEM tarafından sürdürülen "Kadınlarda serviks kanseri tarama programı" kapsamında 20 yaş üstü kadınlara;

1)     Her yıl yapılacak muayene + pap smear tetkiki,

2)     Gerekli görülen vakalarda kolposkopi tetkiki,

c) Kolorektal kanserler için 50-74 yaş arası erkek ve kadınlarda her yıl yapılacak olan "gaitada gizli kan tetkikleri",

d) Prostat kanserleri için 50 yaş üstü erkeklere her yıl yapılacak olan "PSA tetkikleri"

 

Koruyucu sağlık hizmetlerinden Kurumca finansmanı sağlanacak bağışıklama hizmetleri ve şartları şunlardır;

1- Sağlık Bakanlığı Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamına dahil olmayan aşı bedelleri, kronik böbrek yetmezliği, kistik fibrozis, KOAH, kanser, HIV/AIDS enfeksiyonu, splenektomi olanlar ve immünsupresif tedaviye bağlı olarak bağışıklık durumu olumsuz etkilendiği için enfeksiyon hastalıklarının daha ağır seyrettiği yüksek riskli kişilerin bu durumlarını belgeleyen sağlık raporuna istinaden ödenir.

2- Grip aşısı bedeli; 65 yaş ve üzerindeki kişiler ile yaşlı bakımevi ve huzurevinde kalan kişilerin bu durumlarını belgelendirmeleri halinde sağlık raporu aranmaksızın; astım dâhil kronik pulmoner ve kardiyovasküler sistem hastalığı olan erişkin ve çocuklar, diabetes mellitus dâhil herhangi bir kronik metabolik hastalığı, kronik renal disfonksiyonu, hemoglobinopatisi veya immün yetmezliği olan veya immünsupresif tedavi alan erişkin ve çocuklar ile 6 ay-18 yaş arasında olan ve uzun süreli asetil salisilik asit tedavisi alan çocuk ve adolesanların hastalıklarını belirten sağlık raporuna dayanılarak tüm hekimlerce reçete edildiğinde yılda bir defaya mahsus olmak üzere ödenir.

3- Pnömokok aşısı bedeli (polisakkarit); iki yaş üstü çocuklarda ve erişkinlerde, aspleni, dalak disfonksiyonu, splenektomi (medikal, cerrahi ve otosplenektomi) yapılan veya planlanan olgular, orak hücre hastalığı, çölyak sendromu, immünsupresif tedavi, radyasyon tedavisi, organ transplantasyonu ve HIV tüm evreleri dahil tedaviye veya hastalıklara bağlı immün yetmezlik ve immün baskılanma durumları, kronik renal hastalık ve nefrotik sendrom, kronik kalp hastalıkları, astım dahil kronik akciğer hastalıkları, siroz dahil kronik karaciğer hastalıkları, diabetes mellitus dahil herhangi bir kronik metabolik hastalığı, hemoglobinopati, doğuştan ve edinilmiş kraniyal defektler ve dermal sinüsler dahil beyin omurilik sıvısı sızıntısına sebep olan durumlarda, hastalıklarını belirten sağlık raporuna dayanılarak tüm hekimlerce reçete edilmesi halinde 5 yılda bir ödenir. 65 yaş ve üzerindeki kişilere rapor aranmaksızın beş yılda bir defa olmak üzere bedelleri ödenir. 

 

4- Hepatit A aşısı bedeli,  Hepatit A seronegatif olan 1 yaş üzeri çocuklarda ve erişkinlerde; kronik karaciğer hastalığı olan veya pıhtılaşma faktörü konsantresi alanlarda hastalıklarını belirten sağlık raporuna dayanarak tüm hekimlerce reçete edilmesi halinde en fazla yılda iki kez ödenir.

Yukarıdaki şartları sağlamak kaydıyla sayılan koruyucu sağlık hizmetlerinden;

1. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payı,

2. Ayakta tedavide sağlanan ilaçlar için katılım payı,

3. Tıbbi malzeme katılım payı

   alınmaz.

 

 



 

Aile hekimliği uygulamasına geçilen iller; Adana, Adıyaman, Amasya, Bartın, Bayburt, Bolu, Burdur, Denizli, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gümüşhane, Isparta, İzmir, Karabük, Karaman, Manisa, Osmaniye, Samsun, Sinop, Yalova illeridir.

Aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde aile hekimi muayenelerinden katılım payı alınmaz.



 

 

 

1/Kasım/2008 tarihinden itibaren Bayburt, Isparta, Gümüşhane, Denizli illerinde ilk müracaat aile hekimine yapılması gerekmektedir.

 Bu illerde acil haller dışında aile hekimliğinden sevk alınmaksızın ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarına yapılan müracaatlara ilişkin giderler Kurumca ödenmez. Acil hal nedeniyle aile hekimliğinden sevk alınmaksızın ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarına yapılan müracaatlara ilişkin giderlerin ödenebilmesi için acil tıbbi müdahale yapılmasını zorunlu kılan durumun müdahaleyi yapan hekim tarafından imzalanmış bir belge ile belgelendirilmesi ve Kurumca kabul edilmesi şarttır. Aile Hekimliği uygulamasına geçilen illerde; Bayburt, Isparta, Gümüşhane, Denizli dışındaki diğer illerde, sağlık kurumundan yapılan sevklerde ayrıca aile hekimliği sevk belgesi aranmaz.

           1 Ocak 2009 tarihinden itibaren aile hekimliğine geçilen tüm illerde sevk zinciri uygulanacaktır.



 

 

 

            Eşdeğer ilaç bedellerinin ödenmesinde, aynı endikasyon için kullanılabilecek aynı etken maddeyi içeren en ucuz ilaç bedelinin  % 22 fazlasına kadarı dikkate alınmaktadır. Fiyatları en ucuz olarak referans alınacak ürünlerde  belirlenen eşdeğer ilaç gruplarının her birinde:

- SUT'un 14.1 inci maddesinde belirtildiği şekilde indirim oranları uygulanmak suretiyle, ilaçların indirimli kutu fiyatı bulunur.

- İndirimli kutu fiyatı üzerinden, gruba dâhil ilaçların ortak en küçük birimi başına düşen "indirimli birim bedel" hesaplanır.

- Gruptaki ilaçlar için bulunan bu indirimli birim bedeller karşılaştırılarak o eşdeğer ürün grubu için geçerli en ucuz birim bedel bulunur.

- Bulunan en ucuz fiyata % 22 ilave edilerek o gruptaki ilaçlar için ödenebilecek azami birim bedel bulunur.

- Bu şekilde bulunan ödenebilecek azami birim bedel esas alınarak, gruptaki her bir ilacın ambalaj formuna göre o ilaca özgü kutu bedeli hesaplanır ve ortaya çıkan bu kutu fiyatı, aynı ilacın indirimli kutu fiyatı ile karşılaştırılır.

- İndirimli kutu fiyatının, azami birim bedelden yola çıkılarak hesaplanan kutu fiyatını aşan kısmı ödenmez.

 

            Hekim tarafından reçeteye yazılan  ilaçlar için;

              - Reçetede yazılı ilaç, SUT'da belirlenen yüzdelik dilim içinde ise kendisi veya ucuz olanı verilir ve verilen ilaç üzerinden ödeme yapılır.

              - SUT'da belirlenen yüzdelik dilim içinde ancak reçetede yazılı ilaçtan daha pahalı olanının verilmesi durumunda reçetede yazılı ilaç bedeli üzerinden ödeme yapılır.

 - Reçetede yazılı ilaç SUT'da belirlenen yüzdelik dilimin üzerinde ise, belirlenen yüzdelik dilimin içinde ilaç verilmesi durumunda verilen ilacın bedeli esas alınarak ödeme yapılır.

-Reçetede yazılı ilaç SUT'da belirlenen yüzdelik dilimin üzerinde ise ve eczane tarafından da bu ilaç veya yüzdelik dilimin üzerinde başka bir ilaç verilmiş ise en ucuz ilaç bedeli üzerine SUT'da belirlenen yüzdelik tutarın eklenmesi ile bulunacak bedel üzerinden ödeme yapılır.

                Eşdeğer ilaçların azami fiyatı ile genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin talep ettiği eşdeğer ilacın fiyatı arasında oluşacak fark  için tavan uygulanmaz.

               Bu nedenle; Reçetede yazılı ilacın  SUT'da belirlenen yüzdelik dilimin üzerinde  ve eczane tarafından da bu ilacın veya yüzdelik dilimin üzerinde başka bir ilacın verilmiş olması durumunda; en ucuz ilaç bedeli üzerine SUT'da belirlenen yüzdelik tutarın eklenmesi ile bulunacak bedel üzerinden ödeme yapılır. Yüzdelik tutarın üzerindeki fark bedeli ise hasta tarafından karşılanmaktadır.



 

 

 

       Sözleşmeli sağlık kurum ve kuruluşları Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından belirlenen ve SUT eki EK-12 Listesinde yer alan;

  • Prostata lazer veya plazmakinetik tedavisi (Neodymium, Potasyum Titanil Fosfat Laser (Greenlight), Holmiyum, Diod Laser, vb.),
  • Koroner arter hastalığında kullanılan ilaçlı stent

İstisnai sağlık hizmetleridir.

      İstisnai sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden üç katını geçmemek üzere ilâve ücret alabilir.



 

 

 

1) Acil servislerde sunulan sağlık hizmetleri ile acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri,

2) Yoğun bakım hizmetleri,

3) Yanık tedavisi hizmetleri,

4) Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),

5) Yeni doğana verilen sağlık hizmetleri,

6) Organ, doku ve hücre nakilleri,

7) Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,

8) Diyaliz tedavileri,

9)Kardiyovasküler cerrahi işlemleri,

 

   ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetleridir.



 

       Tüp bebek tedavisi için tahsil edilmesi gereken katılım payı, uygulamanın yapıldığı merkezler tarafından kişilerden alınacaktır.

        Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar için katılım payı, Kurumdan gelir ve aylık alan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için yüzde on, kapsamdaki diğer genel sağlık ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için yüzde yirmi olarak uygulanır.

        Tüp bebek işlem ücretleri için alınacak katılım payı, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen işlem ücretleri üzerinden ilk denemede yüzde otuz, ikinci denemede yüzde yirmibeş olarak uygulanır.

         Tüp bebek tedavisi işlem ücretleri için ödenecek katılım payında bu Yönetmeliğin 34 üncü maddesinde belirtilen üst limit uygulanmaz.



 

 

              Evli olmakla birlikte çocuk sahibi olmayan genel sağlık sigortalısı kadın ise kendisinin, erkek ise karısının;

             1) Yapılan tıbbî tedavileri sonrasında normal tıbbî yöntemlerle çocuk sahibi olamadığının ve ancak yardımcı üreme yöntemi ile çocuk sahibi olabileceğinin Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları sağlık kurulları tarafından tıbben mümkün görülmesi,

             2) 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olması,

             3) Son üç yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamamış olduğunun Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları sağlık kurulları tarafından belgelenmesi,

             4) Uygulamanın yapıldığı tıbbî merkezin Kurum ile sözleşme yapmış olması

           5) En az beş yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması,

             şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde en fazla iki deneme ile sınırlı olmak üzere yardımcı üreme yöntemi tedavileri ile bir hastalığın tedavisinin başka tıbbî bir yöntemle mümkün olmaması ve Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları sağlık kurulları tarafından tıbben zorunlu görülmesi halinde tüp bebek tedavilerinden yaralandırılır



 

 

         İstirahat raporlarının Kurumla sözleşmeli resmi ve özel  sağlık kurum veya kuruluşları tarafından düzenlenmesi şarttır.

         Diğer taraftan, Kurumla sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi 10 günü geçmeyen raporlar, Kurumla sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu hekimi tarafından, 10 günü aşan raporlar ise Kurumla sözleşmeli resmî sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde de geçerli olur.

 

         Yine  Ülkemizin taraf olduğu sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri çerçevesinde akit ülke sigorta kurumu mevzuatına göre düzenlenen ve sözleşmenin uygulanmasına ilişkin formülerlerle Kuruma bildirilen istirahat raporları da aynen kabul edilmektedir.

 

        Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerdeki tedavi ler sonucu verilen istirahat raporları ise, ülkemiz dış temsilciliklerince onanması hâlinde geçerlidir.



 

 

       Kuruma devredilen kurumlar ile sözleşmesi/ protokolü bulunan; belediye poliklinikleri ve özel polikliniklerde verilen sağlık hizmetleri için, muayene katılım payı tahsil edilmeyecek olup buralarda düzenlenen reçeteler sözleşmeli eczanelerden karşılanmaktadır.



 

 

  Müracaat edilen sözleşmeli resmi sağlık kurum veya kuruluşunca kron ve protez tedavisine 90 gün, dolgu tedavisine 30 gün, diğer diş tedavilerine de 45 gün içinde başlanamayacağının belirtilmesi ve kapsamda yer alan kişilerce talep edilmesi halinde serbest diş hekimliklerine, Kurumla sözleşmesi olmayan resmi sağlık kurum veya kuruluşlarına, özel sağlık kurum veya kuruluşlarına SUT eki EK-7/B formu tanzim edilerek sevkleri yapılabilecektir. Bu durumda, sevki yapan diş hekimi tarafından, yapılması gereken tedavinin ayrıntılı olarak belirtilmesi ve sonrasında da sevki yapan sözleşmeli resmi kurum veya kuruluştaki diş hekimlerince tedavinin yapıldığının onaylanması gerekmektedir.     

Kurumla sözleşmeli resmi sağlık kurum ve kuruluşu bünyesinde diş hekimi bulunmayan ilçelerde, serbest diş hekimi bulunması halinde resmi sağlık kurumu başhekimi tarafından serbest diş hekimliklerine veya özel sağlık kurum veya kuruluşlarına sevk yapılabilecektir. Bu şekilde sağlanan tedavilerde, serbest meslek makbuzunda/faturada belirtilen tedavinin usulüne uygun yapıldığının ilçenin bağlı olduğu bölge diş hekimleri odasının temsilcisi tarafından onaylanması gerekmektedir. Serbest diş hekiminin veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarda tedaviyi yapan diş hekiminin oda temsilcisi olması halinde onaylama işlemi en yakın yerdeki oda temsilcisi tarafından yapılacaktır.

%40 ve üzerinde özürlü kişiler, diş tedavileri için özürlülük durumunu belgelendirmek suretiyle, tüm sağlık kurum ve kuruluşlarına veya serbest  diş hekimliklerine doğrudan başvurabilirler.

5-15 yaş grubundaki çocukların, yer tutucu ve ortodontik tedavileri ile 6 ve 12 yaş (1 inci ve 2 nci daimi büyük azı) dişlerinin tedavileri (münhasıran kanal, dolgular) için, sözleşmeli resmi sağlık kurum veya kuruluşundan, bu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen süre şartı aranmaksızın sevk edilmesi halinde serbest diş hekimliklerine, sözleşmesiz resmi sağlık kurum veya kuruluşlarına veya özel sağlık kurum veya kuruluşlarına başvurulabilir. Bu durumda, sevki yapan diş hekimi tarafından, yapılması gereken tedavinin ayrıntılı olarak belirtilmesi ve sonrasında da sevki yapan sözleşmeli resmi kurum veya kuruluştaki diş hekimlerince tedavinin yapıldığının onaylanması gerekmektedir.

Serbest diş hekimlikleri, Kurumla sözleşmesiz resmi sağlık kurum veya kuruluşları veya özel sağlık kurum veya kuruluşlarındaki teşhis, tedavi veya proteze ilişkin bedellerin ödenmesinde, Kurum fiyat listesinde yer alan fiyatlar esas alınır. 



 

 

 

  Kurumla sözleşmesi bulunan sağlık kurumları tarafından düzenlenen, tanı, önerilen tedavi, seans ve gün sayısı bilgileri bulunan, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekiminin de yer aldığı sağlık kurulu raporu ile kaplıca tedavisine gerek görülenler, Sağlık Bakanlığınca İşletme İzni Verilen Kaplıca Tesislerine müracaat edebilirler.

Sağlık Bakanlığınca işletme izni verilmeyen kaplıcalarda tedavi görenlerin, kaplıca tedavilerine ait bedeller Kurumca karşılanmaz.

Sağlık Bakanlığınca işletme izni verilen kaplıca tesisleri ile sözleşme yapılıncaya kadar kaplıca tedavilerine ait giderler, hasta tarafından karşılanacak olup tedaviye ilişkin fatura ve sağlık kurulu raporuna dayanılarak her bir gün için bir adet olmak üzere, "banyo-kaplıca" bedeli 2.40-YTL. hastaya ödenir. Diğer işlemler faturalandırılsa dahi bedelleri ödenmez.



 

   Eritropoietin ve darbepoietin preparatları sadece kronik böbrek yetmezliği ile ilişkili anemi endikasyonunda belirli koşullarda Kurumca karşılanacak olup, diğer endikasyonlarda Kurumca karşılanmamaktadır.